Mâide Suresi 94. Ayet
Ziyafet · Medine · Sure 5 · Ayet 94/120
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَيَبْلُوَنَّكُمُ ٱللَّهُ بِشَىْءٍ مِّنَ ٱلصَّيْدِ تَنَالُهُۥٓ أَيْدِيكُمْ وَرِمَاحُكُمْ لِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَخَافُهُۥ بِٱلْغَيْبِ ۚ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ya eyyuhellezine amenu le yebluvennekumullahu bi şey'in mines saydı tenaluhu eydikum ve rimahukum li ya'lemallahu men yahafuhu bil gayb, fe meni'teda ba'de zalike fe lehu azabun elim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse, ona elem dolu bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ey o bütün iyman edenler! haberiniz olsun Allah gaybda kendisinden korkanları meydana çıkarmak için muhakkak ki sizleri av gibi bir şeyle imtihan edecek, bir av bolluğu ki isteseniz elleriniz de yetişebilecek, mızraklarınız da, kim bunun üzerine tecavüzde bulunursa işte ona elim bir azab var
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ey iman edenler, haberiniz olsun ki, Allah sizi elleriniz ve mızraklarınızın erişeceği bolluk içinde bir avla sınayacak ki, gıyabında kendisinden korkanlar meydana çıksın. Kim bunun üzerine saldırıda bulunursa ona gayet acı bir azap vardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ey iman edenler, Allah, görmeksizin kendisinden korkanları ayırd etmek için av (nev'in) den ellerinizin, mızraklarınızın erişebileceği bir şeyle, andolsun ki, sizi imtihan edecekdir. Kim bundan sonra aşırı giderse ona pek acıklı bir azab vardır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ey inananlar, Allah sizi, ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avla dener ki, gizlide kendisinden kimin korktuğunu bilsin (görmeden Alah'a inanıp O'ndan korkanlar ortaya çıksın, bilinsin). Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun için acı bir azab vardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ey iman edenler! Allah, kendisini görmeksizin, gıyabında Kendisini tazim edip haramlardan sakınanları meydana çıkarmak için sizi av nevinden bir şeyle deneyecek. Bir av bolluğu ki elleriniz de yetişebilecek, mızraklarınız da... Kim bundan sonra konulan hududu aşarsa işte ona gayet acı bir azap vardır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ey iman edenler, Allah görünmezlikte (gaybte) kendisinden kimin korktuğunu ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği avdan bir şeyle andolsun sizi deneyecektir. Artık kim bundan sonra haddi aşarsa, onun için acı bir azab vardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Siz ey imana ermiş olanlar! Allah, (hac esnasında) ellerinizin ve silahlarınızın menziline girebilen (hayvanları) avlama yoluyla sizi mutlaka sınayacaktır, ki insan idrakinin ötesinde olmasına rağmen kendisinden korkanları ayırt etsin. Bütün bulardan sonra hakikat sınırlarını aşana gelince, onu şiddetli bir azap beklemektedir!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Ey İman edenler! Görmediği halde, Allah'tan korkan kimseyi belirlemek için Allah sizi, ellerinizin ve oklarınızın ulaştığı avdan bir şey ile dener. Bu (uyarıdan) sonra kim sınırı aşarsa, onun için acıklı bir azap vardır.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Ey İman Edenler! Allah, ellerinizin ve oklarınızın ulaşabildiği bir kısım avla sizi dener. Ki görünmeyen yerde kendisine karşı gelmekten sakınanların kimler olduğunu bilmek için. Bundan sonra kim haddi aşarsa onun için elem verici bir azap vardır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ey inanca çağırılanlar! Görmemesine karşın Kendisinden korkanları, Allah'ın bilmesi için, Allah, ellerinizin ve gereçlerinizin erişebileceği av türünden bir şeyle kesinlikle sizi sınayacaktır. Bundan sonra, kim sınırı aşarsa, onun için acı bir ceza vardır.
İbni Kesir
Ey iman edenler; Allah, görmeksizin kendisinden korkanları ayırdetmek için; elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle sizi, mutlaka dener. Bundan sonra da her kim, haddi aşarsa; ona elem verici bir azab vardır.
Gültekin Onan
Ey inananlar, Tanrı görünmezlikte (gaybte) kendisinden kimin korktuğunu ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği avdan bir şeyle andolsun sizi deneyecektir. Artık kim bundan sonra haddi aşarsa, onun için acı bir azab vardır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Ey iman edenler! Siz ihramlıyken Allah sizi imtihan etmek için karadaki av hayvanlarını size doğru sürer. Onlardan küçük olanları ellerinizle, büyük olanları da mızraklarınızla avlayabilirsiniz. Bu imtihan, Yüce Allah'ın ilmine kamil manada iman ederek hiçbir kimsenin kendilerini görmediği yerde O'ndan korkanları - kulları hesaba çekmek için zahiri ilimle- ortaya çıkarmak içindir. O kimseler kendisinden hiçbir amelin gizli kalmayacağı yaratıcısından korktuğu için avlanmaktan geri durur. Kim haddi aşıp hac veya umre için ihramlı iken avlanırsa, Allah'ın ona yasakladığı şeyi işlediğinden dolayı kıyamet günü onun için elem verici bir azap vardır.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Ey iman edenler; Allah, görmeksizin kendisinden korkanları ayırdetmek için; elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle sizi, mutlaka dener. Bundan sonra da her kim, haddi aşarsa; ona elem verici bir azab vardır.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
94- Ey iman edenler! Allah, görmedikleri halde kendisinden korkanları bilip ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği bir kısım avla sizi muhakkak deneyecektir. Artık bundan sonra kim aşırı giderse onun için pek elemli bir azap vardır. 95- Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim onu bilerek öldürürse bunun cezası, Kâbe’ye ulaştırılmak üzere iki adil kimsenin hükmü ile belirlenecek ve öldürdüğü hayvanın benzeri olacak bir ehlî hayvan (kurban etmek) yahut yoksullara yemek yedirmek şeklinde bir keffâret veya bunun dengi oruç tutmaktır. Tâ ki ettiğinin vebalini tatmış olsun. Allah geçmiştekilerini affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa Allah ondan intikam alır. Allah Azîzdir, intikam sahibidir. 96- Deniz avı ve yiyeceği -size ve yolcuya bir fayda olmak üzere- size helâl kılındı. İhramda bulunduğunuz sürece kara avı ise haram kılındı. Sonunda huzuruna varacağınız Allah’tan korkup sakının.
94. Bu, Yüce Allah’ın kullarına lütuf ve ihsanlarındandır. Çünkü onlara kaza ve kaderinin bir tecellisi olarak ne yapacağını haber vermektedir. Bundan maksat ise O’na itaat etmeleri ve bu işin üzerine basiretle gitmeleridir. Tâ ki helak olan apaçık bir delil üzere helâk olsun, hayat bulan apaçık bir delil üzere hayat bulsun diyedir. İşte Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler!” Allah’ın sizin imanınızı sınaması kaçınılmazdır. “Allah, görmedikleri halde kendisinden korkanları bilip” yani sevap ve cezayı gerektirecek şekilde ve yaratılmışlar için de zahir olan bir ilim ile “ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği bir kısım avla” yani çok olmayan bir miktarla “sizi muhakkak deneyecektir.” Böylelikle bu sınama Yüce Allah’ın bir hafifletmesi ve bir lütfu sonucu kolay olacaktır. Allah’ın sizi kendisi ile sınayacağı bu ava “elleriniz ve mızraklarınız erişebilecektir” yani siz bu hayvanları avlamak imkânına sahip olabileceksiniz ki bu yolla imtihan gerçekleşsin. Bu av, el ile ele geçirilemeyecek veya mızrakla avlanamayacak türden olmayacaktır. Çünkü o takdirde sınamanın bir anlamı olmaz. Yüce Allah bu sınamadaki hikmetin mükâfat ve cezayı gerektirecek şekilde ve yaratıklar tarafından zahir olarak bilinecek tarzda kimlerin görmedikleri halde Allah’tan korktuğunu ortaya çıkarmak olduğunu bildirmiştir. Allah’ın yasakladığı bir şeyi yapabilecek güç ve imkânı bulmakla birlikte ondan uzak duran bir kimseyi şüphesiz Allah bolca mükâfatlandıracaktır. Gıyaben Allah’tan korkmayıp O’na isyandan uzak durmayan ve böylelikle imkân bulduğu av hayvanını avlamaya kalkışan kimsenin durumu ise elbette farklı olacaktır. İşte bu imtihanla bu iki grup birbirinden ayırt edilip ortaya çıkacaktır. “Artık bundan” yani ileri sürülebilecek mazeretleri ortadan kaldıran ve izlenmesi gereken yolu açıkça belirten bu beyandan “sonra” sizden “kim aşırı giderse onun için pek elemli” yani oldukça can yakıcı ve niteliğini Allah’tan başka hiçbir kimsenin bilmediği derecede acı verici “bir azap vardır.” Çünkü artık haddi aşan kimsenin ileri sürebilecek bir mazereti kalmaz. Gerçek Allah korkusu, kişinin O’nu görmediği ve yanında herhangi bir insan bulunmadığı bir halde Allah’tan korkmasıdır. İnsanlar arasında Allah’tan korktuğunu açığa vurmak ise bazen insanlardan korkmaktan dolayı olabilir ve bundan dolayı kişi herhangi bir sevap ve mükâfat almaz.
95. Daha sonra Yüce Allah, ihramlı iken av hayvanının öldürülmesi yasağını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler,” hac veya umrede “ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin.” Av yasağına, onun öldürülmesine yol açacak şeyler, öldürmeye ortak olmak, onun yerini göstermek, öldürülmesine yardımcı olmak da girmektedir. Hatta bu yasağın tamamlayıcı bir unsuru olmak üzere ihramlı bir kimsenin, kendisi için öldürülmüş yahut kendisi için avlanmış bir hayvanın etinden yemesi de yasaktır. Bütün bunlar bu büyük ibadete tazim içindir. Bu amaçla ihramlı olan bir kimseye, ihramdan önce kendisi için helâl olan avlanma artık haramdır. “İçinizden kim onu” yani av hayvanını “bilerek” kasten “öldürürse bunun cezası, Kâbe’ye ulaştırılmak üzere” yani Harem bölgesinde kesilmek üzere “öldürdüğü hayvanın benzeri olacak” deve, inek veya koyun türünden ona benzer “bir ehlî hayvan (kurban etmek)”tir. Öldürdüğü hayvanın bunlar arasında benzerinin hangisi olduğuna bakılır. Bu kimsenin öldürdüğü hayvanın benzerini boğazlayıp tasadduk etmesi icabeder. Bu konuda esas alınacak olan benzerliğin olmasıdır. “iki adil kimsenin hükmü ile belirlenecek” Yani hüküm vermeyi bilen ve benzerlik yönünü kestirebilen adil iki kişi bu konuda hüküm vermelidir. Nitekim ashab-ı kiram -Allah onlardan razı olsun- böyle yapmışlardır. Onlar bir güvercine karşılık bir koyun, deve kuşuna karşılık bir deve veya inek, çeşitli türleri ile yaban ineğine karşılık da bir inek kesilmesine hüküm vermişlerdir. Aynı şekilde bu ehli hayvanlar içinde av hayvanının benzeri hangisi ise ona karşılık olarak o kesilir ve tasadduk edilir. Eğer avlanan hayvan, bu ehli hayvanlardan herhangi birisine benzemiyor ise o takdirde telef olan mallardaki kâide gereğince onun da kıymeti ödenir. “Yahut yoksullara yemek yedirmek şeklinde bir keffâret” Bu işin kefâreti, yoksul kimselere yemek yedirmektir. Yani av hayvanının benzeri kabul edilen ehli hayvanın karşılığı, yemek olarak tespit edilir ve bu, yoksullara yedirilir. Birçok alim şöyle demiştir: Ceza olarak ön görülen hayvanın kıymeti tespit edilir ve onunla yiyecek satın alınır. Böylece her bir yoksula bir müd buğday yahut da onun dışındaki yiyeceklerinden yarım sâ’ verilir. “Veya bunun” bu yiyeceğin “dengi oruç tutmaktır.” Yani her bir yoksula yemek yedirmeye karşılık bir gün oruç tutar. “Tâ ki” sözü edilen ceza onun hakkında vacip kılınmak sureti ile “ettiğinin vebalini tatmış olsun. Allah geçmiştekileri bağışlamıştır. Fakat kim” bundan sonra “bir daha böyle yaparsa Allah ondan intikam alır. Allah Azîzdir, intikam sahibidir.” Kefaret kasten öldüren için de hataen öldüren için de söz konusu olmakla birlikte yalnızca av hayvanını kasten öldürenin cezası söz konusu edilmiştir. Nitekim bu konuda şer’î kaide şudur: Korunulması gereken can ve malları telef eden kimse, eğer bu telefi haksız ise hangi halde olursa olsun onun tazminatını ödemekle yükümlüdür. İşte Yüce Allah burada böyle bir fiil yapana karşılık kefareti, ilahi cezalandırmayı ve intikamı söz konusu etmektedir. Bunlar kasten bu fiili işleyen kimseler hakkındadır. Hataen bu işi işleyene gelince, onun hakkında ilâhi bir ceza söz konusu değildir; ama o kimsenin yalnızca kefaret ödemesi gerekmektedir. İlim adamlarının cumhurunun görüşü budur. Sahih olan görüş ise âyet-i kerimenin açıkça ifade ettiği gibi bu fiili kasti olarak işlemeyen kimse hakkında günah söz konusu olmadığı gibi kefaret de söz konusu değildir.
96. Av hayvanı, kara ve denizdeki av hayvanlarını kapsadığından dolayı Allah, deniz av hayvanlarını istisnâ ederek şöyle buyurmaktadır:“Deniz avı ve yiyeceği” yani ihramlı iken denizdeki canlı hayvanlar da bu hayvanların ölüleri de size helâl kılındı. Bu da denizin ölüsünün de helâl olduğunun delilidir. Bu “size de yolcuya da bir fayda olmak üzere” helâl kılınmıştır. Yani bunun size mubah kılınmasının faydası, sizin ve sizinle birlikte yolculuk yapanların yararlanmasıdır. “İhramda bulunduğunuz sürece kara avı ise size haram kılındı” Av hayvanı ifadesinden bu hayvanın mutlaka vahşi olması gerektiği anlaşılmaktadır. Çünkü evcil hayvan av hayvanı değildir. Yine bu hayvanın yenilir cinsten bir hayvan olması gerekir, çünkü yenilmeyen hayvan avlanılmaz ve ona av hayvanı adı da verilmez. “Sonunda huzuruna varacağınız Allah’tan korkup sakının” Yani emirlerini yerine getirerek ve yasakladığı şeyleri terk ederek O’ndan sakının, takvalı olun. O’ndan sakınmanızı sağlama hususunda da O’nun huzurunda toplanacağınıza dair bilginizin katkısı olsun. Zira huzurunda toplanacağınız vakit O, amellerinizin karşılığını size verecektir. Takvâsının gereğini yerine getirdiniz ise bol bol sizleri mükâfatlandıracaktır. Eğer getirmediniz ise sizi cezalandıracaktır.