Mâide Suresi 79. Ayet
Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 79/120
كَانُوا۟ لَا يَتَنَاهَوْنَ عَن مُّنكَرٍ فَعَلُوهُ ۚ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
Kanu la yetenahevne an munkerin fealuh lebi'se ma kanu yef'alun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mâide Suresi 79. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
işledikleri bir münkerden vaz geçmezlerdi, filhakıka ne fena yapıyorlardı
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşledikleri bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmezlerdi. Gerçekten ne kötü iş yapıyorlardı!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onlar işledikleri her hangi fenalıkdan birbirini vazgeçirmiye çalışmazlardı. Hakıykat, yapmakda devam etdikleri (o hal) ne kötü idi!..
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yaptıkları kötülükten vazgeçmiyorlardı. Ne kötü işler yapıyorlardı!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Onlar kötülük yaptıkları zaman, birbirlerini kötülükten vazgeçirmeye çalışmazlardı. Ne çirkin davranıştı bu tutumları!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Onlar birbirlerini yaptıkları iğrenç şeylerden vazgeçirmeye çalışmadılar: yaptıkları şey gerçekten ne kötü idi!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Birbirlerinin yaptıkları kötülüklere mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Yaptıkları kötü şeylerde, birbirlerini uyarmıyorlardı. Gerçekten yapmakta oldukları şey ne kadar çirkindi.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yaptıkları kötülüklerden birbirlerini caydırmaya çalışmadılar; ne kötü bir şey yapıyorlar.
İbni Kesir
Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara engel olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.
Gültekin Onan
Yapmakta oldukları münkerden (kötülüklerden) birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi.
Rowad Tercüme Merkezi
Onlar işledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Onların yapmakta oldukları gerçekten ne kötü bir şeydi!
Şaban Piriş
Birbirlerinin yaptıkları kötülüklere mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.
Ali Özek ve diğerleri
Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Birbirlerinin yaptıkları kötülüklere engel olmuyorlardı. Bilakis kendilerinden olan asiler işlemiş oldukları günahları ve münkerleri açıktan işliyorlardı. Çünkü onları bu kötülükten nehyeden yoktu. Münkeri nehyetmeyi terk etmeleri ne kadar da kötü bir iştir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يَتَنَاهَوْنَ | نهي | لا يتناهون: لا ينهى بعضهم بعضا. | |||
| عَن | عن | حرف جر يفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| مُّنكَرٍ | نكر | المنكر: ما ينكره الشرع أو العقل. | |||
| فَعَلُوهُ | فعل | عملوه. | |||
| لَبِئْسَ | بئس | بئس: كلمة ذم، ويقابلها: نعم. | |||
| مَا | ما | نكرة موصوفة تقدر ب "شيء" وتحتاج إلى صفة. | |||
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| يَفْعَلُونَ | فعل | يعملون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{عَنْ مُنْكَرٍ} إدغام بغنة، ثم إخفاء حقيقي، كذا: {مُنْكَرٍ فَعَلُوهُ} بين
التنوين والفاء.