Mâide Suresi 70. Ayet

Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 70/120

لَقَدْ أَخَذْنَا مِيثَـٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمْ رُسُلًا ۖ كُلَّمَا جَآءَهُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُهُمْ فَرِيقًا كَذَّبُوا۟ وَفَرِيقًا يَقْتُلُونَ

Lekad ehazna misaka beni israile ve erselna ileyhim rusula kullema caehum resulun bima la tehva enfusuhum ferikan kezzebu ve ferikan yaktulun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Mâide Suresi 70. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

6. cüz · PDF sayfası 18

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Celalim hakkı için Beni İsrailin misakını aldık ve kendilerine Resuller gönderdik, canlarının istemediği bir hukmile bir Resul geldikçe onlara bir takımına yalancı dediler, bir takımını da öldürüyorlardı

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Biz İsrailoğullarından teminat aldık ve kendilerine peygamberler gönderdik. Canlarının istemediği bir hükümle bir peygamber geldikçe, bir takımına yalancı dediler bir takımını da öldürüyorlardı.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Andolsun ki biz İsrail oğullarından sapasağlam te'minat almış, onlara peygamberler göndermişizdir. Ne zaman bir peygamber, kendilerine canlarının hoşlanmayacağı bir şey'i getirdiyse bir takımını yalana çıkardılar, bir takımını da öldürdüler.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Andolsun, biz İsrail oğullarından söz almış ve onlara elçiler göndermiştik. Ne zaman bir elçi onlara canlarının istemediği bir şey getirdiyse (gelen elçilerin) bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürüyorlardı.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Biz İsrailoğullarından bu iman esası üzere kesin sözlerini almış ve onlara resuller göndermiştik. Ne zaman bir elçi, kendilerine canlarının istemediği bir şey getirdiyse, onlar bazı resullere "yalancı" diyor, bazılarını ise öldürüyorlardı.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Andolsun, biz İsrailoğullarından kesin söz almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Gerçek şu ki, biz İsrailoğullarından kesin bir taahhüt almış ve onlara elçiler göndermiştik: (ama) ne zaman bir elçi, onlara hoşlanmadıkları bir şey getirdiyse (isyan ettiler:) o (elçi)lerin bir kısmını yalanladılar, diğerlerini de öldürdüler;

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

İsrailoğullarından söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle bir peygamber onlara geldiğinde onların bir kısmını yalanlar ve bir kısmını da öldürürlerdi.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Elbette İsrailoğullarından söz aldık ve onlara Resuller gönderdik. Ne zaman kendi hevalarına[1] uymayan bir resul geldiyse, bir kısmını yalanlıyor ve bir kısmını da öldürüyorlardı.

Tefsir / dipnot (1)

Bkz. 5:48. ayetin 3. dipnotu.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Gerçek şu ki, İsrailoğullarından kesin söz almış ve onlara elçiler göndermiştik. Ne zaman bir elçi, onlara hoşlarına gitmeyen bir şey getirmiş olsa, bir bölümünü yalanladılar; bir bölümünü de öldürdüler.

İbni Kesir

Andolsun ki; İsrailoğullarından ahd almış ve onlara peygamberler göndermişizdir. Ne zaman bir peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle gelmişse; bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdi.

Gültekin Onan

Andolsun, biz İsrailoğullarından misak almış ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefslerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler.

Rowad Tercüme Merkezi

İsrailoğulları'ndan sağlam söz almış ve onlara rasûller göndermiştik. Onlara, nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle bir elçi geldiğinde onların bir kısmını yalanlar ve bir kısmını da öldürürlerdi.

Şaban Piriş

İsrailoğulları'ndan sağlam söz almış ve onlara rasûller göndermiştik. Onlara, nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle bir elçi geldiğinde onların bir kısmını yalanlar ve bir kısmını da öldürürlerdi.

Ali Özek ve diğerleri

Andolsun ki İsrâiloğullarından söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmediğini (ilâhî hükümleri) getirdi ise bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

İsrailoğulları'ndan itaat edip emirleri dinleyeceklerine dair kesin,sağlam bir söz almıştık. Kendilerine Allah'ın şeriatini ulaştıran rasûller gönderdik. Kendileri ise verilen sağlam sözü bozdular. Rasûllerinin kendilerine getirdiklerine karşı geldiler. Hevâ ve arzularının söyledikleri şeylere kulak verip, uydular. Yahudiler kendilerine gelen rasûllerin bazılarını yalanlamışlar ve bir kısmını da öldürmüşlerdi.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
لَقَدْقدلقد: اللام جواب القسم، قد: أداة تفيد التحقيق.
أَخَذْنَاأخذأخذنا ميثاق بني إسرائيل: انتزعنا منهم إقرارا بالالتزام بما عهد إليهم، والأخذ: صفةٌ فعليةٌ خبريَّةٌ ثابتةٌ لله عَزَّ وجَلَّ بالكتاب والسنة، فالهمزة والخاء والذّال أصل واحد تتفرع منه فروع متقاربة في المعنى، أما أَخَذَ فالأصل حَوْزُ الشَّيْءِ وَجَبْيُهُ وَجَمْعُهُ. تقول أخذت الشيء آخذه أخذاً. قال الخليل: هو خلاف العطاء، وهو التناول.فالأخذ إمَّا أن يكون خلاف العطاء، وهو ما كان باليد، وإما أخذ قهر؛ كقوله تعالى: (فَأَخَذَهُ اللهُ نَكَالَ الآخِرَةِ وَالأُولَى)، ومنه أخذ الأرواح، وأخذ العهود والمواثيق، وكلاهما صفة لله تعالى.
مِيثَٰقَوثقالميثاق: العهد المؤكد.
بَنِيبنوبنو إسرائيل: من ينتسبون إلى إسرائيل، وكانوا اثني عشر سبطا.
إِسْرَٰءِيلَإسرائيلهو: نبي الله يعقوب بن إسحاق بن إبراهيم خليل الرحمن - عليهم السلام. ومعنى ‌إسرائيل: ‌عبدالله.
وَأَرْسَلْنَارسلإرسال الرسول: تحميله الرسالة الإلهية للعمل بها ولتبليغها.
إِلَيْهِمْإلىإلى: حرف جر، يدل على انتهاء الغاية.
رُسُلًارسلالرسل: جمع رسول، والرسول من الناس: إنسان أوحي إليه بشرع ‌وأمر ‌بتبليغه، فإن لم يؤمر فنبي فقط. والرسول من الملائكة: هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله.
كُلَّمَا—أداة ظرفية تفيد التكرار.
جَاءَهُمْجيأأتاهم.
رَسُولٌرسل‌أصل ‌الرسول: مصدر، بمعنى: الرسالة. والرسول من البشر، هو: ‌من أوحي إليه بشرع ليعمل به ويبلغه للناس. والرسول من الملائكة، هو: الذي يبلغ عن الله تعالى.
بِمَاماما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة.
لَالانافية غير عاملة.
تَهْوَىٰهويلا تهوى: لا تحب.
أَنفُسُهُمْنفسذواتهم. والنفس: الذات، ونفس كل شيء ذاته. والنفس: الروح والجسد معا.
فَرِيقًافرقجماعة. ‌والفريق: ‌الجماعة، لا واحد له من لفظه؛ بمنزلة الجيش والرهط الذي لا واحد له من لفظه.
كَذَّبُواكذبكذبوا فريقا: نسبوا إليهم الكذب، والكذب: الإخبار بخلاف الواقع، أو الاعتقاد، فالكاف والذال والباء أصلٌ صحيح، يدلُّ على خلاف الصدق. وتلخيصه أنَّه لا يبلغ نهاية الكلام في الصدق.
وَفَرِيقًافرقفريقا: جماعة. ‌والفريق: ‌الجماعة، لا واحد له من لفظه؛ بمنزلة الجيش والرهط الذي لا واحد له من لفظه.
يَقْتُلُونَقتل‌القتل: الإماتة، و‌إزهاق الروح عن الجسد؛ بأيّ سبب كان.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

دال {لَقَدْ} مقلقلة {بَنِي إِسْرَائِيلَ} مد منفصل، ثم مد متصل، ثم شبه بدل

{وَأَرْسَلْنَا إِلَيْهِمْ} مد منفصل {جَاءَهُمْ} مد متصل {رَسُولٌ بِمَا} إقلاب

{تَهْوَى أَنْفُسُهُمْ} مد منفصل ثم إخفاء حقيقي، كذا {فَرِيقًا كَذَّبُوا} وفي

{وَفَرِيقًا يَقْتُلُونَ} إدغام بغنة، والقاف مقلقلة. وفي رؤوس الآي مد عارض

للسكون وقفًا يسوى فيه بين المدود.