Mâide Suresi 55. Ayet
Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 55/120
إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُمْ رَٰكِعُونَ
İnnema veliyyukumullahu ve resuluhu vellezine amenullezine yukimunes salate ve yu'tunez zekate ve hum rakıun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iyman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rüku' halinde zekat verirler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sizin dostunuz önce Allah, sonra peygamberi, sonra namaza devam eden ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek zekat veren mü'minlerdir,
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Sizin yariniz ancak Allahdır, Onun peygamberidir, Allahın emirlerine boyun eğici olarak namazı dosdoğru kılan, zekatı veren o mü minlerdir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sizin veliniz, ancak Allah, Elçisi ve namazlarını kılan, zekatlarını veren, rüku'a varan mü'minlerdir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Sizin dostunuz ancak Allah'tır, O'nun Resulüdür ve Allah'a tam boyun eğerek namazlarını hakkıyla ifa eden, zekatlarını veren müminlerdir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Unutmayın ki sizin yardımcılarınız sadece Allah ve Elçisi ve imana erenler olacaktır; (yani) namazlarında devamlı ve dikkatli olanlar, arındırıcı (mali) yükümlülüklerini yerine getirenler ve (Allahın karşısında) boyun eğenler:
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sizin veliniz ancak Allah, O'nun Peygamberi, namaz kılan, boyun eğerek zekat veren müminlerdir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Sizin veliniz; ancak Allah, O'nun Resul'ü ve "salatı ikame edip ruku halinde zekat yapan[1]" Mü'minlerdir.
Tefsir / dipnot (1)
Bu cümleye, kimi çevirilerde, "namaz kılan, zekat veren ve ruku eden" şeklinde verilen anlam doğru değildir. Ayette, kelime anlamı itibariyle "salatı ikame edip ruku halinde zekat yapan" demek olan bu terkip; şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek, O'na kulluk etmek ve bunu, Allah'a bağlılığı ortaya koyarak, buyruklarına içtenlikle teslim olarak; arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapmak demektir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sizin dostunuz, yalnızca Allah, O'nun elçisi ve inananlardır. Onlar, namazlarında sürekli olanlar, zekatı verenler ve eğilenlerdir.
İbni Kesir
Sizin dostunuz yalnız Allah, O'nun Rasulü ve namaz kılan, zekat veren, rüku edenlerdir.
Gültekin Onan
Sizin dostunuz (veliniz) ancak Tanrı, O'nun elçisi, rüku ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren inananlardır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kâfirlerden olan Yahudiler, Hristiyanlar ve diğerleri sizin veliniz ve yardımcınız değildirler. Doğrusu sizin veliniz ve yardımcınız ancak Allah, resulü, namazı tam olarak kılanlar, Allah'a karşı boyun eğerek tevazuyla mallarının zekâtını veren Müminlerdir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Sizin dostunuz yalnız Allah, O´nun Rasulü ve namaz kılan, zekat veren, rüku edenlerdir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
55- Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür ve iman etmiş olanlardır ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve boyun eğmiş bir halde zekâtı verirler. 56- Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse şüphe yok ki Allah'ın tarafında olanlar galip olacakların ta kendileridir.
55. Allah tebâreke ve teâlâ, yahudi, hristiyan ve onların dışında kalan kâfirleri dost edinmeyi yasaklayıp, onları dost edinmenin âkıbet itibari ile apaçık bir hüsran olduğunu söz konusu ettikten sonra, özellikle dost edinilmesi gereken kimseleri haber verip bunun sağlayacağı fayda ve maslahatı söz konusu ederek:“Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür…” buyurmaktadır. Yüce Allah’ın dost edinilmesi iman ve takvâ ile mümkündür. Mü’min ve takvâ sahibi olan herkes Allah’ın dostudur, velisidir. Allah’ın dostu olan bir kimse aynı zamanda Allah Rasûlünün de dostudur. Allah’ı ve Rasûlünü dost edinen bir kimse, bu dostluğunun tamamlayıcı bir unsuru olarak onları dost edinen kimseleri de dost edinir. Ki bunlar da zahir ve batınları ile imanı gerçekleştiren, namazı şartları ile farzları ile tamamlayıcı unsurları ile dosdoğru kılan ve böylece mabuda ihlâsla bağlanan, insanlara iyilik eden, içlerindeki hak sahibi kimselere mallarından zekâtı gönül hoşnutluğu ile veren müminlerdir. Yüce Allah’ın:“ve boyun eğmiş bir halde” buyruğu, Allah’a zillet ve itaatle boyun eğdikleri halde demektir. Yüce Allah’ın:“Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür ve iman etmiş olanlardır” buyruğundaki “ancak” anlamını veren hasr edatı yalnızca sözü geçen kimseleri dost edinmenin, onların dışında kalanları ise dost edinmekten uzak kalmanın gerektiğine delildir.
56. Daha sonra Yüce Allah bunları dost edinmenin faydasını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse şüphe yok ki Allah'ın tarafında olanlar galip olacakların ta kendileridir.” Yani Yüce Allah’a kulluk ve dostluk yönü ile izafe edilen, Allah’ın tayin ettiği safta yer alan Allah’ın taraftarları, dünyada da âhirette de güzel âkıbete nail olacak ve galip gelecek olanlardır. Nitekim Allah şöyle buyurmaktadır:“Ve şüphesiz bizim askerlerimiz galip gelecek olanlardır.”(es-Saffat, 37/173) Bu Allah’ın emrini gereği gibi yerine getiren, Allah’ın tarafında ve O’nun askerlerinden olan kimselerin galibiyete kavuşacaklarına dair büyük bir müjdedir. Allah’ın dilediği bir hikmet gereği kimi zaman yenilecek olsalar dahi sonunda galip gelecek ve muzaffer olacak olanlar yalnız onlardır. Sözü Allah’tan daha doğru kim vardır?