Mâide Suresi 107. Ayet
Ziyafet · Medine · Sure 5 · Ayet 107/120
فَإِنْ عُثِرَ عَلَىٰٓ أَنَّهُمَا ٱسْتَحَقَّآ إِثْمًا فَـَٔاخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْأَوْلَيَـٰنِ فَيُقْسِمَانِ بِٱللَّهِ لَشَهَـٰدَتُنَآ أَحَقُّ مِن شَهَـٰدَتِهِمَا وَمَا ٱعْتَدَيْنَآ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Fe in usire ala ennehumastehakka ismen fe aharani yekumani makamehuma minellezinestehakka aleyhimul evleyani fe yuksimani billahi le şehadetuna ehakku min şehadetihima ve ma'tedeyna, inna izen le minez zalimin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve "Allah'a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz" diye yemin ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Eğer bunların bir vebale müstehıkk olduklarına vukuf hasıl edilirse o vakıt ercah olan bu ikinin yirine bunların aleyhlerinde bulundukları mukabil taraftan diğer iki kişi dikilir şöyle yemin ederler: "billahı bizim şehadetimiz onların şehadetinden daha doğrudur ve hakkı tecavüz etmedik, şübhesiz o takdirde zalimlerden oluruz"
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Eğer bu şahitlerin bir günah işledikleri anlaşılırsa o vakit tercihe şayan olan bu iki kişinin yerine, bunların aleyhlerinde bulundukları karşı taraftan iki şahit dikilir, bunlar da şöyle yemin ederler: "Vallahi bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik, aksi halde şüphesiz zalimlerden oluruz."
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Eğer o iki (şahid) aleyhinde — (bu hususda) muhakkak bir vebale hak kazanmış (şahidlikde hıyanet etmiş) olduklarına (dair — bir) ıttıla haasıl edilirse o vakit, kendilerine hak terettüb eden (haksızlığa uğrayan mirasçılar) dan iki kişi ki onlar buna daha layık, (ölüye de) daha yakındırlar — öbürlerinin yerlerine geçerler. Binaen'aleyh "Vallahi bizim şahidliğimiz (yeminimiz) o iki kişinin şahidliğinden (yemininden) daha doğrudur. Biz (hakıykatı çiğneyib) aşmadık. Çünkü bu takdirde muhakkak ki zaalimlerden oluruz" diye Allaha yemin ederler.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Eğer onların bir günah işledikleri (yalan söyleyip hakkı gizledikleri) anlaşılırsa; (o iki şahidin), haklarına tecavüz etmek istediği kimselerden (mirasçılardan, ölüye yakınlıklarından ve durumu daha iyi bildiklerinden dolayı şahidliğe) daha layık olan iki kişi, onların yerine geçer. Allah'a (şöyle) yemin ederler: "Mutlaka bizim şahidliğimiz, onların şahidliğinden daha doğrudur, biz (hakka) tecavüz etmedik, yoksa biz elbette zalimlerden oluruz" (derler).
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Şayet sonradan bu şahitlerin yalan söyleyerek günah işledikleri anlaşılırsa, (şahitlerin haklarına tecavüz etmek istedikleri ve) ölüye daha yakın olan mirasçılardan iki kişi, öbürlerinin yerine geçerler ve "vallahi bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur ve biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi takdirde biz elbette zalimlerden oluruz!" diye yemin ederler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ama sonradan bu iki (şahid)in (bu) günahı işledikleri ortaya çıkarsa, bu iki kişi tarafından hakları gasbedilenler arasından başka iki kişi onların yerini alacak ve Allah adına şöyle yemin edecekler: "Bizim şahitliğimiz öteki iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur ve biz hak ve adalet sınırlarını aşmadık yoksa zalimler arasına girmiş olurduk!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Eğer o ikisinin günaha düştükleri belli olursa, ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçerler ve "bizim şahitliğimiz, bu ikisinin şahitliğinden daha doğrudur ve haksızlık yapmıyoruz, eğer haksızlık yaparsak o zaman zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Eğer o ikisinin günah işledikleri anlaşılırsa, onların yerine mirasa hak sahibi olanlardan iki kişi geçer: "Bizim tanıklığımız o ikisinin tanıklığından daha doğrudur ve biz haddi aşmadık, öyle olsaydı kuşkusuz biz elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
O iki kişinin suç işledikleri anlaşılırsa, hakkı olanlardan yakın iki kişi, onların yerine geçerek, Allah'a, şöyle yemin etsinler: "Bizim tanıklığımız, onların tanıklığından kesinlikle daha doğrudur. Biz, sınırı aşmadık. Yoksa kesinlikle haksızlık yapanlar arasında oluruz!"
İbni Kesir
Şayet onların aleyhinde gerçekten bir vebale hak kazanmış oldukları ortaya çıkarsa; onların aleyhlerine hak iddia ettikleri iki kişi, bunların yerine geçer. Ve; bizim şehadetimiz onların şehadetinden daha doğrudur, biz haddi aşmadık, o takdirde biz, doğrusu zalimlerden oluruz, diye Allah'a yemin ederler.
Gültekin Onan
Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye Tanrı'ya yemin ederler.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Eğer o ikisine yemin ettirildikten sonra yapmış oldukları yeminlerinde ve şahitliklerinde yalancı oldukları veya hainlikleri ortaya çıkarsa o zaman ölen kimseye yakın olan iki akrabası hak olanı yerine getirmek için şahitlik ya da yemin ederler. Bu iki akraba yemin ederek, o iki kişi hakkında onların yalancı ve hain olduklarına dair yaptığımız şahitlik onların yaptığı şahitlikten ve yalan yere yemin etmelerinden daha doğrudur derler. Biz yalan yere yemin etmedik. Eğer biz yalan yere şahitlik yaparsak o zaman Allah'ın sınırlarını aşan zalimlerden oluruz.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Şayet onların aleyhinde gerçekten bir vebale hak kazanmış oldukları ortaya çıkarsa; onların aleyhlerine hak iddia ettikleri iki kişi, bunların yerine geçer. Ve; bizim şehadetimiz onların şehadetinden daha doğrudur, biz haddi aşmadık, o takdirde biz, doğrusu zalimlerden oluruz, diye Allah´a yemin ederler.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
106- Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (alametleri) gelip de vasiyet edeceği zaman sizden olan adalet sahibi iki erkek yahut -siz yolculuk halinde iken başınıza ölüm (hali) gelmişse- sizden olmayan başka iki erkek (vasiyetinize) şahit olsun. Haklarında şüpheye düşerseniz, bu iki kişiyi namazdan sonra alıkoyarsınız da onlar da Allah adına şöyle yemin ederler:“Akraba dahi olsa yeminimizi hiçbir bedel karşılığında satmayacağız ve Allah’ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Yoksa mutlaka günahkârlardan oluruz.” 107- Eğer o ikisinin bir günah kazandıkları anlaşılırsa, haksızlığa uğrayanlardan (ölüye) en yakın iki kişi onların yerine geçer ve: “Bizim şahitliğimiz o iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur ve biz haksızlık da yapmadık. Yoksa muhakkak zalimlerden oluruz” diye Allah adına yemin ederler. 108- Bu, şahitliği gerektiği gibi eda etmelerine veya yeminlerinden sonra yeminlerin (reddedilerek mirasçılara) havale edilmesinden korkmalarına karşı daha uygundur. Allah’tan korkup sakının ve dinleyin. Allah fasıklar topluluğuna yol göstericilik etmez.
106. Şanı Yüce Allah emir ihtiva eder bir şekilde bir kimsenin ölüm öncesi haller ve alâmetler ile karşı karşıya kalması durumunda vasiyetine iki kişiyi şahit tutması gerektiğini haber vermektedir. Böyle bir kimse vasiyetini yazmalı ve buna şahitlikleri muteber olan adalet sahipleri arasından iki kişiyi şahit tutmalıdır. “Sizden olmayan başka iki erkek” yani sizin dininize mensup olmayan yahudi, hristiyan veya onlardan başka iki kişi, demektir. Bu, ihtiyaç ve zaruret halinde, müslümanlardan şahitlik edecek kimselerin bulunmaması durumunda söz konusudur. “siz yolculuk halinde iken başınıza ölüm (hali) gelmişse” yani onları o zaman şahit tutun, demektir. Yüce Allah’ın böylelerini şahit tutmayı emretmesinin tek sebebi, onların sözlerinin ancak böyle bir durumda kabul edilebilir olmasından dolayıdır. Ayrıca bu konuda tazim ettikleri “namazdan sonra” alıkonulmaları sureti ile onlara karşı iş sıkı tutulur ve “yemin ederler”; doğru söylediklerine, herhangi bir değişiklik yapmadıklarına, bir şeyi bir başkasının yerine koymadıklarına dair yemin ederler. Bu ise onların şahitlikleri hususunda “haklarında şüpheye düşerseniz” yapılır. Eğer onların şahitliklerini tasdik edecek olursanız bu şekilde yemin etmelerine ihtiyaç yoktur. Yemin edecekleri vakit de şöyle derler:“Akraba dahi olsa” bize olan yakınlıkları dolayısıyla onları kayırmayacak “yeminimizi hiçbir bedel karşılığında satmayacağız” Dünyalık için bu hususta yalan söylemeyiz, “ve Allah’ın şahitliğini gizlemeyeceğiz.” Aksine bu şahitliği işittiğimiz şekilde eda edeceğiz. “Yoksa” yani şahitliğimizi gizleyecek olursak “mutlaka günahkârlardan oluruz.”
107. “Eğer o ikisinin” yani şahitlik eden kimselerin, karineler yolu ile yalan söylediklerine ve hainlik ettiklerine delâlet edecek bazı hususlara binaen “bir günah kazandıkları anlaşılırsa” o takdirde “haksızlığa uğrayanlardan (ölüye) en yakın iki kişi onların yerine geçer.” Yani ölenlerin yakınlarından iki kişi şahitlik yapsınlar ve bunlar da ölene en yakın kimselerden olsunlar. “Bizim şahitliğimiz o iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur” yani onlar yalan söylediler, değişiklik yaptılar, hainlik ettiler “haksızlık da yapmadık. Yoksa” eğer zulmeder, haksızlık yapar ve hak olmayan bir şahitlikte bulunacak olursak “muhakkak zalimlerden oluruz, diye Allah adına yemin ederler.”
108. Yüce Allah bu şahitliğin, bu şekilde pekiştirilmesinin ve vasiyette şahitlik edenlerin hainliklerinin ortaya çıkması halinde ölenin yakınlarının şahitlik etmelerinin istenmesinin hikmetini beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“Bu” onlara karşı şahitliğin pekiştirilmesi ile “şahitliği gereği gibi eda etmelerine veya” yeminlerin kabul edilmemesi durumunda ölenin yakınlarına tevcih edilerek “yeminlerinden sonra yeminlerin (reddedilerek mirasçılara) havale edilmesinden korkmalarına karşıdaha uygundur. Allah’tan korkup sakının. Allah fasıklar topluluğuna yol göstericilik etmez.” Yani fasıklıkla nitelenmiş kimselere yol göstermez; böylece onlar ne hidâyeti isterler ne de sırat-ı mustakîmi. Bu ayetlerin özeti şudur: Yolculuk ve benzeri gibi şahitlikleri muteber kimselerin az bulunduğu hallerde ölmek üzere olan kimsenin, müslüman ve adalet sahibi iki şahide vasiyette bulunması gerekir. Eğer kâfir iki şahitten başka kimse bulamıyor ise onlara vasiyetini bildirmesi de caiz olur. Fakat kâfir olmaları sebebi ile ölenin yakınları onlardan şüpheye düşecek olurlarsa namazdan sonra onlara hainlik etmediklerine, yalan söylemediklerine, vasiyette değişiklik yapmadıklarına dâir yemin ettirirler. Böylelikle bu iki şahit kendileri nezdinde söz konusu edilecek herhangi bir haktan temize çıkmış olurlar. Eğer ölenin yakınları şahitleri tasdik etmeyecek ve şahitlerin yalan söylediklerine delalet edecek bir karine bulacak olurlarsa, diledikleri takdirde ölenin yakınlarından iki kişi kalkar ve Allah adına: Bizim şahitliğimiz bu ilk iki şahidin şahitliğinden daha doğrudur, onlar hainlik ettiler ve yalan söylediler, diyerek yemin ederler. Böylece o şahitler hakkında hainlik ettiklerini iddia ettikleri hususta hak sahibi olurlar. Bu âyet-i kerimeler Temîm ed-Dârî ile Adiy bin Bedda’nın başından geçen ve el-Adevi’nin vasiyetini o ikisine bildirmesine dâir meşhur bir olay hakkında inmiştir. Doğrusunu da en iyi bilen Allah’tır. Bu âyet-i kerimeler birtakım hükümlere delil gösterilmiştir: 1. Vasiyette bulunmak meşrudur. Ölümü yakınlaşan kimsenin vasiyette bulunması gerekir. 2. Bir kimse ölüm öncesi haller ile karşı karşıya kalmış olsa dahi aklı yerinde olduğu sürece vasiyeti muteberdir. 3. Vasiyete adil iki kişinin şahitlik etmesi şarttır. 4. Böyle bir vasiyet ve benzerlerinde kâfirlerin şahitliği ancak zaruret sebebi ile kabul edilir. İmam Ahmed’in görüşü budur. İlim ehlinden pek çok kimsenin görüşüne göre ise bu hüküm neshedilmiştir. Ancak bu iddianın bir delili yoktur. 5. Buradaki hükmün ve manasının işaretinden şu da anlaşılabilir. Kâfirlerin şahitliği -bu mesele dışındaki meselelerde olsa bile- başkaları yoksa makbüldür. Nitekim Şeyhulislam İbn Teymiye’nin görüşü de budur. 6. Eğer herhangi bir sakınca yoksa müslüman bir kimsenin kâfir ile birlikte yolculuğu caizdir. 7. Ticaret maksadı ile yolculuk yapmak caizdir. 8. Şahitlerden şüphe edilmekle birlikte onların hainliklerine delil teşkil edecek bir karine ortada yoksa ölenin yakınları da yemini pekiştirmek isterlerse, namazdan sonra şahitleri alıkoyarlar, şahitler de Yüce Allah’ın sözünü ettiği şekilde yemin ederler. 9. Eğer herhangi bir itham ve herhangi bir şüphe söz konusu değilse onları namazdan sonra alıkoymaya ve yapacakları yemini pekiştirmeye gerek yoktur. 10. Şahitlik gerçekten büyük bir iştir. Çünkü Yüce Allah (“Allah'ın şahitliğini” ifadesinde) şahitliği kendisine izafe etmiş bulunmaktadır. O nedenle şahitliğe gereken itinanın gösterilmesi ve adil bir şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. 11. Şahitlerden şüphe edilmesi halinde onların yaptıkları şahitliğin doğruluk veya yalan açısından durumunun tespit edilebilmesi için şahitlerin sınanmaları ve birbirlerinden ayrı tutulmaları caizdir. 12. Böyle bir meselede vasi olan kimselerin yalan söylediklerine delâlet eden karineler bulunacak olursa, ölenin yakınlarından iki kişi kalkar ve şöylece yemin ederler: Bizim yeminlerimiz ötekilerinin yeminlerinden daha doğrudur ve gerçekten bunlar hainlik ettiler, yalan söylediler. Bu şekilde yemin etmelerinden sonra iddia ettikleri şey onlara verilir ve yeminleri ile birlikte var olan karine, delil yerine geçer.