Lokmân Suresi 27. Ayet
Lokman · Mekke · Sure 31 · Ayet 27/34
وَلَوْ أَنَّمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَـٰمٌ وَٱلْبَحْرُ يَمُدُّهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَـٰتُ ٱللَّهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Ve lev enne ma fil ardı min şeceretin aklamun vel bahru yemudduhu min ba'dihi seb'atu ebhurin ma nefidet kelimatullah, innellahe azizun hakim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Eğer yerdeki ağaçlar hep kalem olsa deniz de mürekkeb, arkasından yedi deniz, Allahın kelimatı tükenmez, hakıkat Allah, aziz hakimdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de mürekkep, arkasından da yedi deniz (mürekkep olup kendisine katılsa) Allah'ın sözleri tükenmez. Gerçekten Allah, çok güçlüdür, hikmet sahibidir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Eğer yer (yüzün) deki (herbir) ağaç kalemler olsa, deniz de, arkasından yedi deniz daha kendisinden yardım ederek (mürekkeb) olsa yine Allahın kelimeleri tükenmez. Şübhesiz ki Allah yegane gaalibdir, tam bir hüküm ve hikmet saahibidir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsa, deniz(ler) de (mürekkep olsa), arkasından yedi deniz (daha gelip) ona yardım etse de (Allah'ın kelimeleri yazılsa), yine (bunlar tükenir), Allah'ın kelimeleri tükenmez. Allah öyle üstündür, öyle hikmet sahibidir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Eğer Allah'ın kelimelerini yazmak üzere, dünyadaki bütün ağaçlar, kalem olsaydı ve denizlere de yedi deniz daha katılıp bütün onlar da mürekkep olsaydı, bunlar tükenir yine de Allah'ın sözleri tükenmezdi. Allah, öyle aziz, öyle hakimdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de Allah'ın kelimeleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem olsaydı, denizler de mürekkep, sonra yedi deniz (daha) eklenseydi, Allah'ın sözleri yine de tükenmezdi: çünkü Allah, kudret ve hikmet sahibidir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Eğer yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem ve denizler de mürekkep olsa, arkasından bunlara yedi deniz daha eklense, yine de Allah'ın sözleri tükenmezdi. Nitekim Allah, güçlüdür, hakimdir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Eğer yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsaydı; deniz ve yedi[1] deniz[2] daha ilave edilseydi, Allah'ın kelimeleri[3] tükenmezdi. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir
Tefsir / dipnot (3)
Yedi sayısı çokluk bildirmektedir. Yani "çokça deniz" anlamına gelmektedir.
Mürekkep olsa.
Takdir edilmiş hüküm. "Allah'ın kelimeleri" deyimi burada "Allah'ın sözleri" anlamını değil, Allah'ın yarattığı evreni, sonsuz, sınırsız mutlak yaratma gücünü ve ilmini ifade etmektedir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, deniz de yedi deniz daha eklense; Allah'ın Sözleri tükenmez. Kuşkusuz, Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
İbni Kesir
Eğer yeryüzündeki ağaçların hepsi kalem olsa, deniz de, arkasından yedi deniz daha kendisine yardım ederek mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri tükenmez. Muhakkak ki Allah; Aziz'dir, Hakim'dir.
Gültekin Onan
Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de Tanrı'nın kelimeleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Tanrı üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kesilip kalem haline getirilse, deniz de mürekkep olsa ve buna yedi deniz daha eklense, Yüce Allah'ın sözlerinin, sonsuz olmasından dolayı (yazmakla) bitip tükenmezdi. Şüphesiz ki Allah; Azîz'dir, kimse O'na galip gelemez. Yaratmasında ve idare etmesinde hikmet sahibidir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Eğer yeryüzündeki ağaçların hepsi kalem olsa, deniz de, arkasından yedi deniz daha kendisine yardım ederek mürekkep olsa, yine de Allah´ın kelimeleri tükenmez. Muhakkak ki Allah; Aziz´dir, Hakim´dir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
25- Andolsun onlara:“Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, onlar kesinlikle:“Allah” diyeceklerdir. Sen: “Allah’a hamdolsun” de. Hayır, onların çoğu bilmezler. 26- Göklerde ve yerde olanlar yalnız Allah’ındır. Şüphesiz Allah Ğanîdir, Hamîddir. 27- Eğer yeryüzünde bulunan tüm ağaçlar kalem ve denizler de ardından yedi deniz daha katılarak (mürekkep) olsaydı yine de Allah’ın sözleri tükenmezdi. Şüphesiz Allah Azîzdir, Hakîmdir. 28- Sizin yaratılmanız ve (öldükten sonra) diriltilmeniz, ancak tek bir can gibidir. Şüphesiz Allah, her şeyi işitendir, görendir.
25. “Andolsun onlara” yani şu hakkı yalanlayan müşriklere: “Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan” hiç şüphesiz putlarının bunlardan hiçbir şeyi yaratmamış olduklarını anlayacaklar ve “kesinlikle” onları tek başına “Allah” yarattı “diyeceklerdir.” Onlara itiraf ettikleri hususu inkâr ettikleri gerçeğe dair delil getirerek onları susturmak üzere “Allah’a hamdolsun, de.” Yani bunu açık seçik ortaya çıkartan ve bizzat kendi sözlerinizi sizin aleyhinize delil olarak ortaya koyan Allah’a hamdolsun. Eğer onlar, gerçekten bilen kimseler olsalardı, tek başına varlıkları yaratıp idare edenin aynı şekilde tek başına ibadete ve tevhid edilmeye lâyık olduğunu da kesinlikle bilirlerdi. Ama “hayır, onların çoğu bilmezler.” Bundan dolayı da başkalarını O’na ortak koşarlar, hayret ve şaşkınlık içinde -hiçbir basiret söz konusu olmaksızın- içinde oldukları çelişkiye razı olmuşlardır.
26. Yüce Allah, bu iki âyet-i kerimede sıfatlarının genişliğine bir örnek zikretmekte, böylece kullarını kendisini bilmeye, sevmeye ve dinlerini yalnızca O’na halis kılmaya davet etmektedir. Yine egemenliğinin her şeyi kuşatacak şekilde kapsamlı olduğunu, göklerde ve yerde bulunan her bir şeyin -ki bu da ulvi ve süfli âlemin her birini kapsar- O’nun mülkü olduğunu, bunlar hakkında kaderî hükmü, şer’î hükümleri ve cezaî hükümleri ile tasarrufta bulunduğunu söz konusu etmektedir. Hepsi O’nun mülkü ve O’nun kullarıdır; O’nun tarafından idare edilmekte ve O’nun emrine boyun eğmektedirler. Onların hiçbirisinin mülkten en ufak bir payı yoktur. O, “Ğani”dir (hiçbir şeye muhtaç olmayandır, çok zengindir); yaratılmışların muhtaç olduğu hiçbir şeye O’nun ihtiyacı yoktur: “Ben onlardan rızık istemiyorum, Beni doyurmalarını da istemiyorum.”(ez-Zâriyât, 51/57) Peygamberlerin, sıddıkların, şehidlerin, salihlerin amellerinin Allah’a hiçbir faydası yoktur. Bu amellerin faydası, onları işleyenleredir. Allah’ın onlara da onların amellerine de ihtiyacı yoktur. Dünya ve âhiretlerinde onları zengin kılmış ve varlıklı kılmış olması da O’nun Ğani oluşunun bir tecellisidir. Daha sonra Yüce Allah, “Hamid” olduğunu haber vermekte, övgüye layık oluşunun zatının ayrılmaz bir vasfı olduğunu bildirmektedir. O, bütün yönleri ile hamde layık olandır. O, zatı itibari ile de sıfatları ile de hamde layıktır. O’nun her bir sıfatı bütün yönleri ile en mükemmel ve en eksiksiz şekilde hamdedilmeye layık olduğunu ortaya koyar. Çünkü her bir sıfat bir azamet ve bir kemâl sıfatıdır. Bütün yaptıkları ve yarattıkları dolayısı ile O hamde layıktır. Vermiş olduğu bütün emirler, koymuş olduğu bütün yasaklar dolayısı ile de hamde layıktır. Kulları hakkında ve kullar arasında gerek bu dünya hayatında, gerek âhiret hayatında verdiği ve vereceği bütün hükümleri dolayısı ile de O, hamde layıktır.
27. Daha sonra Yüce Allah, kalpleri alabildiğine etkileyecek, akıllara durgunluk verecek, düşünceleri hayrete düşürecek, akıl ve basiret sahiplerinin onu öğrenmek için enine boyuna seyahat edecekleri bir açıklama ile kelâmının genişliğini ve sözlerinin azametini haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Eğer yeryüzünde bulunan tüm ağaçlar” kendileri ile yazı yazılacak “kalem ve denizler de ardından yedi deniz daha katılarak(mürekkep) olsaydı” şüphesiz bütün bu kalemler kırılıp tükenir ve bu mürekkep nihâyete ererdi, ama “yine de Allah’ın sözleri tükenmezdi.” Bu, gerçekle ilgisi bulunmayan mübalağalı bir ifade değildir. Aksine şanı yüce Rabbimiz, akılların kendi sıfatlarını kısmen dahi idrâk edemeyeceklerini, bununla birlikte kullarına kendisini tanıtmasının onlara ihsan ettiği nimetlerin en değerlisi, ulaşabildikleri en üstün şeref olduğunu, ama aynı zamanda O’nu layık-ı vechiyle tanımalarına da imkân olmadığını bilmektedir. Fakat tamamı elde edilemeyen bir şey, tamamen de terk edilmez. İşte bu bakımdan Yüce Allah, onların kalplerini aydınlatacak, göğüslerine genişlik verip rahatlatacak ve elde ettikleri bilgiyi elde edemediklerine delil göstermelerini sağlayacak şekilde sıfatlarının bir bölümüne bu şekilde dikkatlerini çekmiş bulunmaktadır. Ki böylelikle onlar da en faziletlileri ve Rabbini en iyi bilenlerinin söylediği gibi söylesinler:“Biz seni hakkıyla övemeyiz, Sen kendi zatını nasıl övmüşsen öylesindir.”[4] Yoksa durum onlar tarafından gereği gibi idrak edilebilmekten çok daha ileri ve çok daha büyüktür. Bu misal, kavrayışların ve zihinlerin ulaşmaya güç yetiremediği bir manayı nispeten anlaşılabilir bir ifade ile anlatma kabilindendir. Yoksa ağaçlar, belirtilen miktarın kat kat fazlası dahi olsa ve denizlere de kat kat fazlası ilave edilse yine bunların hepsinin -mahlûk olduklarından dolayı- sonlarının gelmesi ve bitip tükenmeleri tasavvur edilebilecek şeylerdir. Ama Yüce Allah’ın kelâmının bitip tükenmesi tasavvur dahi olunamaz. Hatta şer’î ve aklî delil, O’nun sözlerinin bitip tükenmesinin, sonunun gelmesinin söz konusu olmayacağını bize göstermiştir. Her bir şeyi yoktan var eden Yaratıcı ve O’nun sıfatları dışında her şey nihâyete erer:“Şüphesiz ki varış, Rabbine olacaktır.”(en-Necm, 53/42) Akıl, Yüce Allah’ın ilk oluşunun ve son oluşunun hakiki mahiyetini tasavvur etse şöyle bir durum ortaya çıkacaktır: Zihnin geçmiş zaman olarak varsaydığı her bir şeye dair bütün varsayım ve tahminler ne kadar geriye doğru uzanıp giderse gitsin hiç şüphesiz Yüce Allah, sonu tasavvur olunamayacak şekilde bütün bu varsayımlardan çok daha öncedir. Yine zihin ve akıl, gelecek zamanlara dair neyi varsaysa ve bu varsayım ve değerlendirmeler ne kadar uzayıp gitse, dili ve kalbi ile buna yardımcı olabilecek bütün yardımcılar da bu varsayıma katkıda bulunsa hiç şüphesiz Yüce Allah, sonu gelmemek üzere yine varsayılan o nihai gelecek zamanlardan sonra da ebediyyen var olacaktır. İşte Yüce Allah, bütün bu zamanlarda hüküm verir, söz söyler, buyurur, dilediğini dilediği zaman dilediği şekilde yapar. O’nun iradesini, söz ve fiillerini engelleyecek hiç bir güç yoktur. İşte akıl, bunları tasavvur edebildiği takdirde Yüce Allah’ın kelâmına dair vermiş olduğu bu örneğin, kulların bu sıfatın bir bölümünü idrâk etmeleri için olduğunu anlar. Yoksa işin gerçek mahiyeti, bundan daha büyük ve çok daha ileridir. Daha sonra Yüce Allah izzetinin celâlini ve hikmetinin kemalini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz Allah Azizdir, Hakimdir.” Bütünü ile izzet (güç, kuvvet) yalnız O’nundur. Ulvi ve süfli âlemde ne kadar güç varsa mutlaka O’ndandır. Yaratıklara bu gücü veren O’dur. O’nun verdiği güç olmaksızın hiçbir varlık hiçbir şey yapamaz. O, izzeti ile bütün mahlukatı emri altına almış, onlarda tasarruf etmekte ve onların işlerini çekip çevirmektedir. Hikmeti ile de bütün yaratıkları yaratmış, hikmet ile onları var etmiştir ki sona erişleri de hikmetle olacaktır. Bütün bu varlıklardan gözetilen maksat da hikmettir. Aynı şekilde emirler ve yasaklar da hikmetle verilmiştir. Onlardan gözetilen nihai maksat da hikmettir. O halde O, bütün yaratmalarında ve emirlerinde hikmeti sonsuz olandır; “Hakîm”dir. Daha sonra kudretinin azamet ve kemâlini söz konusu etmekte ve aklın bunu tasavvur etmesinin imkânsız olduğunu ifade ederek şöyle buyurmaktadır:
28. Bu, akıllara hayret verecek bir şeydir. Çokluklarına rağmen insanların yaratılması ve ölüp darmadağın olduktan sonra da hepsinin diriltilmesi bir anda ve sanki tek bir canı yaratması gibi olacaktır. O halde öldükten sonra dirilişi, amellerden dolayı hesaba çekilişi, amellerin karşılıklarının verilişini uzak görmenin, Allah’ın azametini, kuvvet ve kudretini bilmemekten başka bir açıklaması yoktur. Daha sonra Yüce Allah, işitilecek her bir şeyi işittiğini ve görülecek her bir şeyi gördüğünü söz konusu ederek:“Şüphesiz Allah, her şeyi işitendir, görendir” buyurmaktadır.