Kehf Suresi 58. Ayet
Mağara · Mekke · Sure 18 · Ayet 58/110
وَرَبُّكَ ٱلْغَفُورُ ذُو ٱلرَّحْمَةِ ۖ لَوْ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلْعَذَابَ ۚ بَل لَّهُم مَّوْعِدٌ لَّن يَجِدُوا۟ مِن دُونِهِۦ مَوْئِلًا
Ve rabbukel gafuru zur rahmeh, lev yuahızuhum bi ma kesebu le accele lehumul azab, bel lehum mev'ıdun len yecidu min dunihi mev'ila.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hem o mağrifeti çok rahmet sahibi rabbın onları kesibleriyle derhal muahaze ediverecek olsa idi haklarında azabı elbette ta'cil buyururdu, fakat onlar için bir miy'ad vardır ki o gelince hiç bir çare-i necat bulamazlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem o bağışlaması çok, merhamet sahibi Rabbin onları kazandıkları günahlar yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, elbette hemen azap ederdi. Fakat onlar için va'dolunmuş bir zaman vardır ki, o gelince hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Bununla beraber) Rabbin rahmet saahibi çok yarlığayıcıdır. Eğer onları kazandıkları (günahlar) yüzünden yakalayacak olsaydı elbette onların azabını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için va'd edilen bir zaman vardır ki onun karşısında hiç bir melce' bulamayacaklardır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ama çok bağışlayan, esirgeyen Rabbin eğer onları, yaptıklariyle hemen cezalandıracak olsaydı, onların azabını çabuklaştırırdı. Fakat onlar için va'dedilen bir zaman vardır ki, ondan (kaçıp) sığınacak bir yer bulamayacaklardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Senin mağfireti bol Rabbin, merhametlidir. Eğer işledikleri suçları sebebiyle onları cezalandıracak olsaydı, azabı onlara hemen gönderirdi. Fakat onlar için belirlenmiş bir süre vardır ki o vade geldiğinde Allah'ın cezasından kaçıp sığınacak hiçbir yer bulamazlar.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Senin Rabbin rahmet sahibi (ve) bağışlayıcıdır. Eğer, kazandıklarından dolayı onları (azabla) yakalasaydı, şüphesiz onlara azabı (bir an önce) çabuklaştırırdı. Hayır, onlar için bir buluşma zamanı vardır, onun dışında asla başka bir sığınak bulamayacaklardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Bununla birlikte,) yine de senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi, gerçek bağışlayıcıdır. Yoksa, işledikleri (kötülükler) için onları hemen paylayacak olsaydı, kuşkusuz, hak ettikleri azabı çarçabuk başlarına salardı. Ama işte, onlar için, aşıp ötesine geçemeyecekleri bir süre belirlenmiştir;
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Rabbin ise bağışlayıcı ve merhametlidir. Eğer onları yaptıkları dolayısıyla hemen sorgulasaydı, elbette onları çabucak cezalandırırdık. Fakat onlara bir süre tanınmıştır. Ondan başka bir sığınak asla bulamazlar.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Bununla beraber, rahmet sahibi Rabb'in çok bağışlayıcıdır. Eğer O, yaptıkları yüzünden onları hemen hesaba çekseydi, kesinlikle onlara azabı hemen verirdi. Aksine onlar için belirlenmiş bir zaman vardır. Onlar, O'ndan başka sığınılacak bir yer asla bulamazlar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Efendin, Sınırsız Bağışlayandır; Rahmet Sahibidir. Yaptıkları yüzünden onları hemen hesaba çekseydi, cezayı, kesinlikle çabucak verirdi. Hayır! Onlar için, bir buluşma zamanı vardır; ondan kaçacak yer bulamazlar.
İbni Kesir
Bununla beraber Rabbın Gafur'dur, merhamet sahibidir. Eğer onları, yaptıklarından dolayı hemen yakalasaydı; elbette çabucak azaba uğratırdı. Fakat onların bir vadesi vardır ve ondan kaçıp sığınacak yer bulamazlar.
Gültekin Onan
Senin rabbin rahmet sahibi (ve) bağışlayıcıdır. Eğer, kazandıklarından dolayı onları (azabla) yakalasaydı, şüphesiz onlara azabı (bir an önce) çabuklaştırırdı. Hayır, onlar için bir buluşma zamanı vardır, onun dışında asla başka bir sığınak bulamayacaklardır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisini yalanlayanların başına bir an önce azabın gelmesini istememesi için, Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: -Ey Rasûl!- Rabbin, tevbe eden kullarının günahlarını bağışlar. O rahmeti her şeyden geniş olandır. Kendisine isyan eden kulların tevbe etmelerini ümit ederek onlara mühlet vermesi de rahmetindendir. Eğer Allah Teâlâ, kendisinin emirlerinden yüz çevirenleri cezalandırmayı dileseydi onları dünya hayatında cezalandırırdı. Fakat O Halim'dir, Rahim'dir, tevbe etmeleri için onlardan azabı erteler. Bilakis küfürlerine ve haktan uzaklaşmalarına karşılık onlar için belirlenmiş bir mekân ve zaman vardır. Eğer bu yaptıklarından tevbe etmezlerse Allah'tan başka sığınılacak bir yer bulamayacaklardır.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Bununla beraber Rabbın Gafur´dur, merhamet sahibidir. Eğer onları, yaptıklarından dolayı hemen yakalasaydı; elbette çabucak azaba uğratırdı. Fakat onların bir vadesi vardır ve ondan kaçıp sığınacak yer bulamazlar.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
57- Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldığında onlardan yüz çeviren ve kendi elleriyle yaptıklaırını unutandan daha zalim kim olabilir? Gerçekten biz, onların kalpleri üzerine onu iyi anlamalarına engel olan perdeler ve kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Bu yüzden sen onları doğru yola davet etsen bile onlar asla hidâyete gelmezler. 58- Bununla beraber Rabbin, çok bağışlayıcıdır, rahmet sahibidir. Şâyet onları kazandıkları yüzünden (dünyada) sorgulasaydı onlara azabı çabucak verirdi. Fakat onlar için belirli bir vade vardır ki (o gelince artık kaçacak) hiçbir sığınak bulamayacaklardır. 59- İşte (yakınınızdaki) şu ülkeleri zulmettikleri vakit helak etmiştik ve onların helâkleri için de belirli bir vade tayin etmiştik.
57. Yüce Allah, kendisine Allah’ın âyetleri hatırlatılıp hak ve batıl, hidâyet ve sapıklık açıkça beyan edildikten, gereği gibi uyarıldıktan ve teşvik olunduktan sonra o âyetlerden yüz çeviren kimseden daha büyük zalim ve daha büyük günahkâr olamayacağını haber vermektedir. Çünkü bu kimse, kendisine hatırlatılanlardan öğüt almaz, kötü yolundan da dönmez. Önceden işlediği günahları unutur ve bütün gizlilikleri çok iyi bilenin gözetimi altında olduğunu da aklına getirmez. Böyle birisi, Allah’ın âyetleri kendisine gelmeyip bu âyetlerle kendisine öğüt verilmeksizin yüz çeviren kimseden -bu da zalim olmakla birlikte- daha büyük bir zalimdir. Çünkü bilerek ve göz göre göre isyan eden bir kimsenin günahı, öyle olmayana nispetle daha büyüktür. Yüce Allah da böyle bir kimseyi âyetlerinden yüz çevirip günahlarını unuttuğu, kendisi için bilgisine rağmen kötü yolu tercih ettiği için cezalandırır. Onun önündeki hidâyet kapılarını, kalbine perdeler germek suretiyle kapatır. Yani onun kalbi üzerine bu âyetleri işitse dahi iyice anlayıp kavramasını engelleyecek sağlam örtüler koyar. Artık böyle bir kimsenin kalbine bu âyetlerin ulaşıp yer etmesi mümkün değildir. “Kulaklarına da bir ağırlık koyduk.” Yani âyetlerin, kalbine ulaşmasına engel olacak ve onları yararlanacakları bir surette işitmelerini önleyecek şekilde onları sağırlaştırdık. Bu hale geldiler mi artık hidâyet bulma imkânları da kalmaz. “Bu yüzden sen onları doğru yola davet etsen bile onlar asla hidâyete gelmezler.” Çünkü hidâyete çağıran kimsenin bu çağrısını kabul etmesi umulan kişi, onu bilmeyen kimsedir. Bunlar ise her şeyi açıkça gördükten sonra körleştiler, hak yolunu öğrenip onu terk ettiler, sapıklık yolunu görüp onu izlediler. Yüce Allah da onları, kalplerine kilit vurmak ve mühürlemekle cezalandırdı. Artık onların hidâyet bulmalarının bir çaresi ve yolu kalmamıştır. Bu âyet-i kerimede hakkı öğrendikten sonra terk eden kimse, haktan alıkonulmakla ve bir daha ona ulaşma imkânı kalmamakla korkutulmaktadır ki bu, böyle bir durumdan sakındırıp korkutan en büyük uyarıdır.
58. Daha sonra Yüce Allah mağfiret ve rahmetinin genişliğini haber vermektedir. O, bütün günahları bağışlar, tevbe edenlerin tevbelerini kabul eder, onları rahmetine alır ve ihsanı onları büsbütün kuşatır. Eğer O, kulları işlemiş oldukları günahları dolayısıyla dünyada hemen sorgulayacak olsa hiç şüphesiz onlara daha dünyadayken azap eder. Ancak Yüce Allah, Halîmdir, çabucak ceza vermez. Aksine -ihmal etmemekle birlikte- mühlet verir. Günahların etkilerinin görülmesi ise kaçınılmaz bir şeydir. Bu etkiler, günahlardan uzun bir süre sonra görülse bile bu böyledir. Bu nedenle Yüce Allah şöyle buyurulmaktadır:“Fakat onlar için belirli bir vade vardır ki (o gelince artık kaçacak) hiçbir sığınak bulamayacaklardır.” Yani onların amellerinin cezasını görecekleri bir vakitleri vardır. Bu zamanın gelmesi kaçınılmazdır ve ondan kurtuluş yoktur. Bundan kaçıp bir yere sığınmaya ve kurtulmaya imkân bulunamaz.
59. Bu, Allah’ın öncekilerde de sonrakilerde de geçerli olagelen bir kanunudur. Şöyle ki O, günahkârları çabucak cezalandırmaz, ancak onlara tevbe etmeleri ve Allah’a dönmeleri için mühlet verir, davet eder. Eğer tevbe eder, Allah’a yönelirlerse onların günahlarını bağışlar, onlara rahmetini ihsan eder ve onlardan cezayı uzaklaştırır. Şâyet zulüm ve inatlarını sürdürecek olur da onlar için tespit edilmiş bulunan azap vakti gelirse o vakit de üzerlerine azabını indirir. Bundan dolayı O, şöyle buyurmaktadır:“İşte (yakınınızdaki) şu ülkeleri zulmettikleri vakit helak etmiştik” Yani biz, onları zulümleri sebebiyle helâk ettik. Onlara zulmederek helâk etmedik. “onların helâkleri için de belirli bir vade tayin etmiştik.” Bu süre takdir edilmiş, belirli bir süredir. Ondan önce helak edilmedikleri gibi, ondan sonraya da bırakılmamışlardır.