Kasas Suresi 44. Ayet
Tarihi Vakalar · Mekke · Sure 28 · Ayet 44/88
وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلْغَرْبِىِّ إِذْ قَضَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَى ٱلْأَمْرَ وَمَا كُنتَ مِنَ ٱلشَّـٰهِدِينَ
Ve ma kunte bi canibil garbiyyi iz kadayna ila musel emre ve ma kunte mineş şahidin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Kasas Suresi 44. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Musa'ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sen ise Musaya o emri kaza ettiğimiz sıra canibi garbide değildin, o şahidlerden de değildin
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Musa'ya o emri vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyordun, olayı görenlerden de değildin.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Musaya o emri vahyetdiğimiz vakit (Habibim) sen batı tarafında (haazır) değildin, görenlerden de değildin.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Musa'ya o işi yaptığımız (yani kendisine bildirmek istediğimiz işi ona vahyettiğimiz) vakit sen (Mukaddes Vadinin) batı tarafında değildin, (o hadiseyi) görenlerden de değildin.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Sen ise ey Resulüm, Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen o vadinin batı tarafında bulunmuyordun. O devirde olup bitenlere şahit olanlardan da değildin.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Musa'ya o işi (ilahi vahyi verip) gerçekleştirdiğimiz zaman, sen (Tur'un) batı yanında değildin ve (buna) şahid olanlardan da değildin.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
İmdi, (sana gelince, ey Muhammed,) Biz Musa'ya Yasamızı bildirirken sen o kutlu vadinin batı yamacında değildin; (o'nun devrinde olup bitenlere) şahit olan kimseler arasında da bulunmuyordun;
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Musa'ya emir verdiğimizde sen batı tarafında değildin. Gözünle de görmedin.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Sen, Musa'ya o emri yerine getirdiğimizde batı tarafında[1] değildin. Ve sen, tanık olanlardan da değildin.
Tefsir / dipnot (1)
Tur'un batı yakasında.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Musa'ya o buyruğu verdiğimizde, sen, batı yamacında değildin; tanık olanlar arasında da değildin.
İbni Kesir
Musa'ya buyruğumuzu bildirdiğimiz vakit, batı yönünde değildin sen. Görenlerden de olmamıştın.
Gültekin Onan
Musa'ya o buyruğu gerçekleştirdiğimiz (kaza) zaman, sen (Tur'un) batı yanında değildin ve (buna) şahid olanlardan da değildin.
Rowad Tercüme Merkezi
Mûsâ’ya emir verdiğimizde sen, Tûr Dağı'nın batı tarafında bulunmuyordun. Sen buna şahit olanlardan da değildin.
Şaban Piriş
Musa’ya emir verdiğimizde sen (Tur'un) batı yanında değildin ve sen (buna) şahit olanlardan da değildin.
Ali Özek ve diğerleri
(Rasûlüm!) Musa’ya emrimizi vahyettiğimiz sırada, sen (Tûr Dağı'nın) batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseye) şahit olanlardan da değildin.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Peygamber!- Musa -aleyhisselam-'ı, Firavun ve soylular topluluğuna gönderme işini ona bildirerek sonuca bağladığımız zaman sen Musa’ya göre dağın doğusunda bulunmuyordun. Sen orada hazır bulunanlardan biri değildin ki, bunun haberini bilip onu insanlara anlatasın. Senin onlara haber verdiklerin yalnızca Allah’ın sana vahyettikleridir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَمَا | ما | ما: نافية غير عاملة. | |||
| كُنتَ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| بِجَانِبِ | جنب | بجانب الغربي: في ناحية الوادي الغربي أو الجهة الغربية التي وقع فيها ميقات موسى من الطور، وكتب الله له في الألواح. | |||
| ٱلْغَرْبِيِّ | غرب | الجَبَلِ الغَرْبِيِّ مِنْ مُوسَى - عليه السلام. | |||
| إِذْ | إذ | ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن الماضي. | |||
| قَضَيْنَا | قضي | قضينا إليه: أنبأناه. | |||
| إِلَىٰ | إلى | حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| مُوسَى | موسى | موسى: هو نبي الله موسى بن عمران، كليم الله، أرسله الله إلى فرعون وقومه ليخرجهم من الظلمات إلى النور. | |||
| ٱلْأَمْرَ | أمر | الشأن أو المسألة أو القضية. | |||
| وَمَا | ما | ما: نافية غير عاملة. | |||
| كُنتَ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| مِنَ | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| ٱلشَّٰهِدِينَ | شهد | الحاضرين. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{كُنْتَ} إخفاء حقيقي في النون مع التاء {قَضَيْنَا إِلَى} مد منفصل
{مُوسَى الْأَمْرَ} يحذف المد وصلا للساكن بعده ويثبت وقفًا.