İsrâ Suresi 17. Ayet

Gece Yürüyüşü · Mekke · Sure 17 · Ayet 17/111

وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِنَ ٱلْقُرُونِ مِنۢ بَعْدِ نُوحٍ ۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًا

Ve kem ehlekna minel kuruni min ba'di nuh ve kefa bi rabbike bi zunubi ıbadihi habiren basira.

Ayet Tilaveti

Ayetin Mealleri 13 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Nuh'tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Hem Nuhtan sonra ne kadar karnler helak ettik, kullarının günahlarına rabbının habir basir olması yeter

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem Nuh'tan sonra nice yüzyılların halkını helak ettik. Kullarının günahlarına Rabbinin haberdar olması ve onları görmesi kafidir!

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Nuh (devrin) den sonra nice asırları (n halkını) helak etdik. Rabbin, kullarının günahlarından hakkıyle haberdardır, (onları) hakkıyle görücüdür ya, (işte bu) yeter.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Nitekim Nuh'dan sonra nice kuşakları helak ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı, görücü olarak Rabbin yeter.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Hem Nuh'tan sonra öyle nesiller helak ettik ki saymaya gelmez!Kullarının günahlarını senin Rabbinin görüp bilmesi yeter.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Biz, Nuh'tan sonra nice kuşakları yıkıma uğrattık. Kullarının günahlarını haber alıcı, görücü olarak Rabbin yeter,

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Nuh'tan bu yana Biz böyle nicelerini yok ettik! Çünkü kullarının günahlarını bütünüyle görüp haberdar olmakta senin Rabbin gibisi yoktur.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Nuh'tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahından haberdar olan ve gören Rabbin (hesap görmeye) yeter.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Nuh'tan sonra böyle nice nesilleri yok ettik. Kullarının suçlarını görmede ve haberdar olmada tek başına Rabb'in yeter.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Nuh'tan sonra da nice kuşakları yıkıma uğrattık. Senin Efendin, kullarının suçlarından Haberli olarak; Gören olarak yeterlidir.

İbni Kesir

Nuh'tan sonra, nice nesilleri yok etmişizdir. Kullarının günahlarına Habir ve Basir olarak Rabbın yeter.

Gültekin Onan

Biz, Nuh'tan sonra nice kuşakları yıkıma uğrattık. Kullarının günahlarını haber alıcı, görücü olarak rabbin yeter.

Ayetin Tefsiri 6 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Nuh'tan sonra Âd ve Semûd gibi yalanlayan nice ümmetleri/kavimleri helak ettik. -Ey Resul!- Yüce Rabbin kullarının günahlarını hakkıyla bilen ve onlardan hakkıyla haberdar olması yeter. Günahlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. İşlemiş oldukları günahlara göre onlara karşılığını verecektir.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَكَمْكَمكم: أداة للإخبار عن عدد مبهم الجنس والمقدار واستعملت هنا للتكثير.
أَهْلَكْنَاهلكأفنينا.
مِنَمِنحرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها.
ٱلْقُرُونِقرنجمع قرن، والقرن: أهل الزمان الواحد.
مِنمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
بَعْدِبعدبعد: نقيض قبل. وهو: ظرف مبهم يفهم معناه بالإضافة لما بعده ويكون منصوبا أو مجرورا مع "مِن"، وقد يقطع عن الإضافة وهي مفهومة من الكلام فيكون مبنيا على الضم.
نُوحٍنوحنوح: نبي من أنبياء الله عز وجل، وأول المرسلين عليه السلام، لبث في قومه ألف سنة إلا خمسين عاما يدعوهم إلى الله فأعرضوا حتى أخذهم الطوفان.
وَكَفَىٰكفيكفى: بلغ منتهى الكفاية، والكفاية: ما فيه سد الخلة وبلوغ المراد في الأمر.
بِرَبِّكَربببإلهك المعبود. والرب، معناه: ‌الإله ‌المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب.
بِذُنُوبِذنبالذنوب: جمع ذنب، والذنب: الإثم، والمحرم من الفعل.
عِبَادِهِعبدخلقه.
خَبِيرًاخبرصفة لله سبحانه، والخبير: هو المطلع على حقيقة الأشياء فلا تخفى على الله خافية وهو عالم بالكليات والجزئيات ومن أنكر ذلك كفر.
بَصِيرًابصرصفة لله تعالى، ومعناها: أنه يبصر كل شيء وإن دق وصغر، لا تخفى عليه خافية.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{مِنْ بَعْدِ} إقلاب {نُوحٍ وَكَفَى} إدغام بغنة في التنوين مع الواو حالة

الوصل، والوقف على {نُوحٍ} أولى من الوصل {عِبَادِهِ} صلة صغرى {خَبِيرًا

بَصِيرًا} إقلاب، وإبدال التنوين ألفًا عند الوقف.