Hûd Suresi 109. Ayet

Hud · Mekke · Sure 11 · Ayet 109/123

فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍ مِّمَّا يَعْبُدُ هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ مَا يَعْبُدُونَ إِلَّا كَمَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُهُم مِّن قَبْلُ ۚ وَإِنَّا لَمُوَفُّوهُمْ نَصِيبَهُمْ غَيْرَ مَنقُوصٍ

Fe la teku fi miryetin mimma ya'budu haula', ma ya'budune illa kema ya'budu abauhum min kabl, ve inna le muveffuhum nasibehum gayre menkus.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Hûd Suresi 109. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

12. cüz · PDF sayfası 13

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

O halde sakın şunların ıbadet edişlerinden şüpheye düşme başka değil atalarının ıbadeti gibi ıbadet ediyorlar, biz de elbet kendilerine tamamile nasiblerini veririz

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde sakın şunların ibadet edişlerinden şüpheye düşme! Onlar, yalnızca önceden atalarının taptıkları gibi tapıyorlar. Biz de mutlaka nasiplerini kendilerine tamamiyle vereceğiz.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Artık onların tapmakda oldukları şeyler (in kendilerini ne feci akıbetlere sürükleyeceğin) den şübhe içinde olma. Onlar, daha evvelden ataları nasıl tapıyorlar idiyse (başka suretle değil) tıbkı onun gibi tapıyorlar. Biz de elbet nasıyblerini (cezalarını) eksiksiz vericiyiz.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Şunların taptıkları şeyler(in, yararsızlığın)dan hiç kuşkun olmasın. Onlar da önceden atalarının taptığı gibi tapıyorlar. Biz onların da paylarını eksiksiz vereceğiz!

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Artık o müşriklerin taptıkları şeylerin kendilerini ne feci akıbete sürükleyeceğinden hiç şüphen olmasın. Daha önce ataları nasıl tapınıyor idiyse bunlar da onları taklid ederek öylece tapınıyorlar. Biz de elbet müstehakları ne ise, eksiksiz tam tamına vereceğiz.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma. Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar. Şüphesiz biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Bunun içindir ki, (ey Peygamber), o (eğri yolda olan) insanların tapınıp durdukları şeylerin ne idüğü hakkında en küçük bir şüphen olmasın: onların (ahmakça) tapınıp durduğu şeyler, atalarının da vaktiyle tapındığı şeylerdir. Onlara (iyi ya da kötü, her ne ki kazanmışlarsa) paylarına düşeni elbette eksiksiz vereceğiz.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Öyleyse sakın onların taptığı şeylerden kuşkun olmasın ki onlar, daha önce babalarının tapındığı gibi tapınıyorlar. Biz, onlara nasiblerini hiç eksiksiz ödeyeceğiz.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Onların kulluk ettikleri hakkında[1] hiç kuşkun olmasın. Daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar. Elbette paylarına düşeni eksiksiz olarak vereceğiz.

Tefsir / dipnot (1)

Müşriklerin, ilahlarına kulluk ettikleri hakkında.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Artık, onların hizmet ettiği şeyler hakkında kuşkun olmasın. Atalarının daha önce hizmet ettikleri gibi hizmet ediyorlar. Onların paylarını kesinlikle vereceğiz; eksiksiz olarak.

İbni Kesir

Öyleyse bunların taptıkları şeyler konusunda sakın şüphede olma. Daha önce babalarının taptıkları gibi onlar da taparlar. Onların paylarını eksiksiz ödeyeceğiz.

Gültekin Onan

Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma. Daha önceleri ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar. Şüphesiz Biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız.

Rowad Tercüme Merkezi

Öyleyse sakın onların ibadet ettiği şeylerden kuşkun olmasın. Onlar ancak, evvelce babalarının tapındıkları gibi tapınıyorlar. Biz, onlara paylarını eksiksiz olarak vereceğiz.

Şaban Piriş

Öyleyse sakın onların ibadet ettiği şeylerden kuşkun olmasın ki onlar, daha önce babalarının ibadet ettiği gibi ibadet ediyorlar Biz, onlara paylarını hiç eksiksiz olarak vereceğiz.

Ali Özek ve diğerleri

O halde onların tapmakta oldukları şeylerden (bu şeylerin onları azaba götürdüğünden) şüphen olmasın. Çünkü onlar ancak daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Biz onların (azaptan) nasiplerini mutlaka eksiksiz olarak vereceğiz.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

-Ey Peygamber!- O halde o müşriklerin tapmakta oldukları şeylerin fesadı hususunda sakın bir şüphen olmasın. Onların buna (o taptıklarının doğruluğuna) dair ne akli ne de dinî bir delilleri vardır. Onları Allah'tan gayrısına tapmaya sevk eden şey, babalarını taklit etmeleridir. Şüphesiz biz, onların azaptan nasiplerini eksiksiz olarak vereceğiz.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
فَلَالالا: حرف نهي.
تَكُكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
مِرْيَةٍمريشك وتردد.
مِّمَّا—أصلها "من ما" المحتوية على: من السببية و ما الموصولة أو المصدرية.
يَعْبُدُعبدينقاد ويخضع.
هَٰؤُلَاءِأولاءاسم إشارة لجماعة الذكور القريبين مسبوق بهاء التنبيه.
مَامانافية غير عاملة.
يَعْبُدُونَعبدينقادون ويخضعون.
إِلَّاإلاأداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا.
كَمَامامثلما.
يَعْبُدُعبدينقاد ويخضع.
ءَابَاؤُهُمأبووالديهم أو أجدادهم أو أعمامهم.
مِّنمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
قَبْلُقبلظرف للزمان، ويضاف لفظا أو تقديرا.
وَإِنَّاإنّإن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
لَمُوَفُّوهُمْوفيموفوهم نصيبهم: معطوهم إياه وافيا.
نَصِيبَهُمْنصبحظهم المقسوم.
غَيْرَغيروردت أحيانا بمعنى"إلا"وأحيانا بمعنى"دون"وأحيانا صفة.
مَنقُوصٍنقصمأخوذ منه.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{فِي مِرْيَةٍ مِمَّا} في التنوين مع الميم، إدغام بغنة، وفي الميم

الثانية غنة، ثم مد طبيعي {هَؤُ} مد منفصل {لَاءِ} مد متصل {آبَآؤُهُمْ مِنْ

قَبْلُ} مد بدل، يليه مد متصل، ثم إدغام تماثل صغير، وفي الباء قلقلة {وَإِنَّا}

غنة، بعدها مد طبيعي {مَنْقُوصٍ} إخفاء حقيقي للنون مع القاف.

Benzer Ayetler müteşabihat · 3 ayet

Yûnus Suresi, 18. ayet Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katınd… Fussilet Suresi, 44. ayet Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? B… Şûrâ Suresi, 13. ayet "Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!" diye Nuh'a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Musa'ya…