Hadîd Suresi 26. Ayet

Demir · Medine · Sure 57 · Ayet 26/29

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَٰهِيمَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَـٰبَ ۖ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍ ۖ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَـٰسِقُونَ

Ve lekad erselna nuhan ve ibrahime ve cealna fi zurriyyetihimen nubuvvete vel kitabe fe minhum muhted, ve kesirun minhum fasikun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Hadîd Suresi 26. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

27. cüz · PDF sayfası 20

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Andolsun, biz Nuh'u ve İbrahim'i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Hem celalim hakkı için Nuhu ve İbrahimi gönderdik, zürriyyetlerinde de nübüvvet ve kitabı ata kıdık öyle iken içlerinden ba'zısı hidayeti kabul etmiş, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. Soylarına peygamberlik ve kitap verdik; öyle iken içlerinden bazısı doğru yolu kabul etmiş, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Andolsun biz Nuuhu ve İbrahimi (peygamber olarak) gönderdik. Peygamberliği de, kitabı da onların nesillerine verdik. Binnetice içlerinden doğru yolu bulanlar var (idiyse de) bir çoku da faasık kimselerdi onların.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Andolsun, Nuh'u ve İbrahim'i elçi gönderdik, peygamberliği ve Kitabı bunların zürriyetleri arasına koyduk. Onlardan doğru yolda olanlar da vardır, ama onlardan çoğu yoldan çıkmıştır.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Biz Nuh'u, İbrahim'i peygamber olarak gönderdiğimiz gibi, zürriyetlerine de kitap ve nübüvvet verdik. Onlardan kimisi doğru yolu bulsa da, çoğu büsbütün yoldan çıkmışlardır.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Andolsun, Biz Nuh'u ve İbrahim'i (elçi olarak) gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Öyle iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vardır, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Gerçekten, (aynı amaçla) Nuh'u ve İbrahim'i (elçilerimiz olarak) gönderdik ve soylarından gelenlere peygamberlik ve vahiy verdik; onların bir kısmı doğru yoldaydı, ama çoğu da yoldan sapmıştı.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Nuh'u ve İbrahim'i de göndermiştik. İkisinin soyundan da peygamberlik ve kitap vermiştik. Onlardan doğru yola giren olduğu gibi, çoğu da yoldan çıkmıştır.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Ant olsun ki Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. Onların soyundan Nebiler kıldık ve onlara Kitap verdik. Gönderildikleri halktan bir kısmı doğru yolu bulurken, birçoğu da fasıktırlar.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Ve gerçek şu ki, Nuh'u ve İbrahim'i de gönderdik. Onların soyundan gelenlere de peygamberlik ve Kitap verdik. Bir bölümü doğru yoldaydı; ama çoğu zaten yoldan çıkmıştı.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. Peygamberliği de, kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan kimi doğru yoldadır, içlerinden bir çoğu da fasıklardır.

Gültekin Onan

Andolsun, biz Nuh'u ve İbrahim'i (elçi olarak) gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Öyle iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vardır; onlardan çoğu da fasıktır.

Rowad Tercüme Merkezi

-Andolsun ki biz, Nûh’u ve İbrahim’i gönderdik. Peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan hidayete erişen olduğu gibi, çoğu fâsıklardır/yoldan çıkmıştır.

Şaban Piriş

Nuh’u ve İbrahim’i de göndermiştik. İkisinin soyundan da peygamberlik ve kitap vermiştik. Onlardan hidayete erişen olduğu gibi, çoğu da yoldan çıkmıştır.

Ali Özek ve diğerleri

Andolsun ki biz, Nuh’u ve İbrahim'i gönderdik, peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan (insanlardan) kimi doğru yoldadır; içlerinden birçoğu da yoldan çıkmışlardır.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Ant olsun ki Nuh'u ve İbrahim -aleyhimesselam-'ı (resul) olarak gönderdik. O ikisinin zürriyetine de peygamberliği ve indirilmiş kitapları verdik. O ikisinin soyundan dosdoğru yol üzere hidayete erenler olduğu gibi, çoğu Yüce Allah'a itaati terk etmişlerdir.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَلَقَدْقدلقد: اللام جواب القسم، قد: أداة تفيد التحقيق.
أَرْسَلْنَارسلإرسال الرسول: تحميله الرسالة الإلهية للعمل بها ولتبليغها.
نُوحًانوحنوح: نبي من أنبياء الله عز وجل، وأول المرسلين عليه السلام، لبث في قومه ألف سنة إلا خمسين عاما يدعوهم إلى الله فأعرضوا حتى أخذهم الطوفان.
وَإِبْرَٰهِيمَإبراهيم‏إبراهيم‏: ‏هو خليل الله، اصطفاه الله برسالته وفضله على كثير من خلقه، كان إبراهيم يعيش في قوم يعبدون الكواكب، فلم يكن يرضيه ذلك، وأحس بفطرته أن هناك إلها أعظم حتى هداه الله واصطفاه برسالته، وأخذ إبراهيم يدعو قومه لوحدانية الله وعبادته ولكنهم كذبوه وحاولوا إحراقه فأنجاه الله من بين أيديهم، جعل الله الأنبياء من نسل إبراهيم فولد له إسماعيل وإسحاق، قام إبراهيم ببناء الكعبة مع إسماعيل.‏.
وَجَعَلْنَاجعلوصيرنا.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
ذُرِّيَّتِهِمَاذررالذرية: نسل الإنسان من الذكور والإناث.
ٱلنُّبُوَّةَنبأالنبوة: منزلة النبي وجملة مميزاته.
وَٱلْكِتَٰبَكتبالكتاب: الكتاب السماوي.
فَمِنْهُممِنمن: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض".
مُّهْتَدٍهديمستجيب للهداية.
وَكَثِيرٌكثرالكثرة: الزيادة، وتستعمل للمعدود أصلا، ولكنها تستعار للأجسام أحيانا.
مِّنْهُمْمِنمن: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها.
فَٰسِقُونَفسقالفاسقون: العاصون الخارجون عن حدود الشرع.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{نُوحًا وَإِبْرَاهِيمَ} إدغام بغنة. وقلقلة في الباء {النُّبُوَّةَ} في

النون غنة. وفي باء {وَالْكِتَابَ} قلقلة عند الوقف {فَمِنْهُمْ مُهْتَدٍ

وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ} إظهار حلقي يليه إدغام تماثل صغير. وإدغام بغنة للتنوين في

الواو، وفي الميم، بعده إظهار حلقي.

Benzer Ayetler müteşabihat · 1 ayet

Mâide Suresi, 45. ayet Onda (Tevrat'ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edi…