Hac Suresi 13. Ayet
Hac · Medine · Sure 22 · Ayet 13/78
يَدْعُوا۟ لَمَن ضَرُّهُۥٓ أَقْرَبُ مِن نَّفْعِهِۦ ۚ لَبِئْسَ ٱلْمَوْلَىٰ وَلَبِئْسَ ٱلْعَشِيرُ
Yed'u le men darruhu akrabu min nef'ıh, le bi'sel mevla ve le bi'sel aşir.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zararı faydasından daha yakın olana tapar. O (taptığı) ne kötü yardımcı, ne fena yoldaştır!
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Her halde zararı nef'ınden daha yakın olan zat diye yalvarıyor, o ne fena efendi, o ne fena yardak
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Herhalde o, zararı yararından daha yakın olana yalvarıyor; o ne kötü koruyucu, o ne kötü yardak (yoldaş)!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Evet) o, zararı faidesinden daha yakın olana tapar. (Tapdığı o nesne) ne kötü yardımcı, ne fena yoldaşdır!
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Zararı, faydasından daha yakın olana yalvarır. (O), Ne kötü bir yardımcı ve ne kötü bir arkadaştır!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Hatta bazen da kendisine zararı yararından çok olacak kimselere yalvarıp yakarır. Ne kötü bir efendi, ne fena bir yandaştır o!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
(Ya da) Zararı, yararından daha yakın olana tapar; ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Ve bazan da) kendisine zararı yararından çok olacak olan kimseye, (bir başka insana) yalvarıp yakarır: gerçekten de, bu ne kötü efendi ve bu ne kötü uyruk!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Ne kötü yardımcı ne kötü yoldaş!
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Gerçekten de zararı yararından daha yakın olana dua ediyorlar. O ne kötü mevla[1] ne kötü yoldaştır!
Tefsir / dipnot (1)
Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren, veli, efendi, yönetici.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yitimi, yararından daha yakın olana yakarışlarda bulunur. Ne kötü yol gösterendir, ne kötü yandaştır.
İbni Kesir
Kendisine zararı faydasından daha yakın olana tapınır. Tapındığı şey ne kötü yardımcıdır, ne kötü yoldaştır.
Gültekin Onan
(Ya da) Zararı, yararından daha yakın olana tapar; ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Bu kâfir; zararı kesin, faydası ise olmayan putlara dua edip, ibadet eder. Zararı faydasından daha yakın olan bu ilah ne kötüdür. O, kendisinden yardım talep eden kimse için ne kötü bir yardımcı, arkadaşlık eden kimse için de ne kötü bir arkadaştır.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Kendisine zararı faydasından daha yakın olana tapınır. Tapındığı şey ne kötü yardımcıdır, ne kötü yoldaştır.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
11- İnsanlardan bazısı vardır ki Allah’a bir yönden kulluk eder. Eğer bir hayır elde ederse onunla tatmin olur. Şâyet başına bir musibet gelirse yüz üstü geri (küfre) döner. Böylece dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte bu, apaçık hüsranın ta kendisidir. 12- O, Allah’ın dışında kendisine zarar da veremeyen fayda da sağlamayan şeylere yalvarır. İşte bu, (haktan olabildiğince) uzak sapıklığın ta kendisidir. 13- Zarar vermesi, fayda vermesi ihtimalinden daha yüksek olana yalvarır. O (yalvardığı), ne kötü bir yardımcı, ne kötü bir arkadaştır!
11. Yani insanlardan bazılarının imanı zayıftır. İman kalbine girmemiş ve imanın o güzel lezzetini tatmamıştır. Aksine o, dine ya korkusundan dolayı yahut da zor zamanlarda sebat etmeyecek bir şekilde öylesine girmiştir. “Eğer bir hayır elde ederse onunla tatmin olur.” Yani rızkı, bol bol gelmeye devam edip de hoşuna gitmeyecek bir şeyle karşılaşmazsa, imanı ile değil de bu hayırla tatmin olur, huzur bulur. Böylesini Yüce Allah’ın cezalandırmaması ve onu kendisini dininden çevirecek türden birtakım imtihanlarla karşı karşıya bırakmaması muhtemeldir. Ama “şâyet başına” hoşuna gitmeyeceği “bir musibet gelirse” yahut sevdiği bir şeyi kaybederse “yüz üstü geri (küfre) döner.” Dininden irtidat eder. “Böylece dünyayı da âhireti de kaybeder.” Dünyaya gelince o, irtidat etmekle amaçladığı, irtidat etmeyi sermayesi kabul edip elde edeceğini sandığı şeyin bedeli saydığı o şeyi elde edemez. Çalışmaları boşa çıkar ve kendisine kısmet olarak takdir edilenden başkası ulaşmaz. Ahiretteki kaybı ise aşikardır. Zira o, eni gökler ve yer olan cennetten mahrum kalmış, cehennem ateşini hak etmiştir. “İşte bu, apaçık hüsranın” herkes tarafından açıkça görülüp bilinen zararın “ta kendisidir.”
12. Bu yüz üstü geri dönen kişi “Allah’ın dışında kendisine zarar da veremeyen, fayda da sağlayamayan şeylere yalvarır.” ki Allah’tan başka kendisine dua ve ibadet edilen her bir varlığın niteliği de budur. Onlar ne kendilerine ne de başkalarına, ne bir fayda sağlayabilir, ne de bir zarar verebilirler. “İşte bu, (haktan olabildiğince) uzak sapıklığın ta kendisidir.” Bu sapıklığın uzaklığı son haddine ulaşmıştır. Zira böyle bir kimse, fayda ve zarar verebilen, hem kendisi muhtaç olmayan, hem de başkasının ihtiyacını karşılayanın ibadetinden yüz çevirmiş, buna karşılık ya kendisi gibi yahut kendisinden daha aşağı bir yaratılmışa yönelmiştir ki o yaratılmışın da hiçbir şeye gücü yetmez. Aksine ona ibadet eden kişinin maksadının tam zıddına ulaşma ihtimali çok daha yüksektir. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 13. “Zarar vermesi fayda vermesi ihtimalinden daha yüksek olana yalvarır.” ki bunun akla da bedene de dünyaya da âhirete de vereceği zararlar bilinen bir husustur. Yalvarılan bu ma’bud “ne kötü bir yardımcı, ne kötü bir arkadaştır!” Böylesinin arkadaşlığını sürdürmek pek kötüdür. Çünkü yardımcı ve arkadaş edinmekten amaç, fayda elde etmek ve zararı önlemektir. Eğer bunlardan hiçbiri gerçekleşmiyor ise bunu yapan kişi yerilir ve kınanır.