Furkân Suresi 4. Ayet

Ayırıcı · Mekke · Sure 25 · Ayet 4/77

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّآ إِفْكٌ ٱفْتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيْهِ قَوْمٌ ءَاخَرُونَ ۖ فَقَدْ جَآءُو ظُلْمًا وَزُورًا

Ve kalellezine keferu in haza illa ifkunifterahu ve eanehu aleyhi kavmun aharun, fe kad cau zulmen ve zura.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Furkân Suresi 4. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

18. cüz · PDF sayfası 19

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ve o küfredenler "bu sırf bir iftira onu o, uydurdu, diğer bir kavim de buna karşı ona muavenette bulundu" dediler, doğrusu zulm-ü tezvire gittiler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Küfredenler: "Bu yalnızca onun uydurduğu bir iftiradır, ona başka bir topluluk da yardım da bulunmuştur bu hususta." dediler. Bunlar, gerçekten haksızlık ve iftiraya saptılar.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

O kafirler: "Bu (Kur'an) onun uydurduğu yalandan başka (bir şey) değildir. Bu hususda diğer bir zümre de ona yardım etmişdir." dediler de muhakkak bir haksızlık ve tezvir (meydana) getirdiler.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

İnkar edenler: "Bu, yalandan başka bir şey değildir. (Muhammed) onu uydurdu, başka bir topluluk da kendisine yardım etti." dediler ve kesin bir haksızlığa ve iftiraya vardılar.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Kafirler: "Kur'an onun uydurduğu bir yalan olup, bu hususta başkaları da kendisine yardımcı olmuşlardır" diye iddia ettiler. Onlar böylece, kesin bir yalan söyleyip zulmettiler.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

İnkar edenler dediler ki: "Bu (Kur'an) olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur." Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Üstelik, hakkı inkara şartlanmış olanlar: "Bu (Kuran) doğruyu çarpıtıp yalanı ve sahteyi ortaya çıkaran başka bir topluluğun yardımıyla o'nun (kendisinden) uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir" deyip duruyorlar.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

İnkar edenler: -Bu, uydurduğu bir iftiradan başka bir şey değildir. Bu hususta bir topluluk da ona yardım etmiştir, dediler de zulüm ve yalanı seçtiler.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Kafirler: "Bu sadece onun uydurduğu bir yalandır. Ona bu konuda diğer toplumlar da yardım etti." dediler. Böylece haksızca iftira ettiler.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Başka bir toplumun da yardımıyla, Onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değil bu!" Böylece, haksızlık yaptılar ve iftira ettiler.

İbni Kesir

Küfredenler dediler ki: Bu ancak onun uydurduğu bir yalandır ve ona bu hususta bir başka topluluk yardım etmiştir. Hiç şüphesiz onlar, zulüm ve iftira ile geldiler.

Gültekin Onan

Küfredenler dediler ki: "Bu (Kuran) olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur." Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.

Rowad Tercüme Merkezi

Kâfirler dediler ki: “Bu ancak onun uydurduğu bir yalandır. Ona başka bir topluluk da bunun için yardım etmiştir.” Muhakkak onlar zulmettiler, asılsız bir iddiada bulundular.

Şaban Piriş

Kâfirler: Bu, onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Bu hususta bir topluluk da ona yardım etmiştir, dediler. Böylelikle onlar, hiç şüphesiz zulüm ve iftira etmişlerdir.

Ali Özek ve diğerleri

İnkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurduğu bir yalandır. Başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. Böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Allah'ı ve resulüne iman etmeyip, kafir olanlar: "Bu Kur'an; Muhammed'in bir iftira olarak uydurduğu ve Allah'a nispet ettiği bir yalandan başka bir şey değildir. Bunu uydurmak hususunda başka insanlar da ona yardım etmiştir." dediler. Bu kâfirler; batıl bir söz olarak iftira attılar. Kur'an, Allah'ın kelamıdır. Bir insanın yahut bir cinin, onun bir benzerini getirmesi mümkün değildir.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَقَالَقولوتكلم.
ٱلَّذِينَالذياسم موصول للجمع المذكَّر.
كَفَرُواكفرجحدوا ولم يؤمنوا. وأصل ‌الكفر: التغطية والجحد؛ لأن الكافر جاحد نعم ربه عليه وساتر لها بكفره.
إِنْإنحرف نفي بمعنى "ما" النافية يعمل عمل "ليس".
هَٰذَاذااسم إشارة للمفرد المذكر القريب، والهاء للتنبيه.
إِلَّاإلاأداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا.
إِفْكٌأفككذب مختلق ومفترى.
ٱفْتَرَىٰهُفرياختلقه وجاء به كذبا.
وَأَعَانَهُعونوساعده وقواه.
عَلَيْهِعلىعلى: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي.
قَوْمٌقوم‌القوم: ‌الجماعة ‌من ‌الرجال ‌دون النساء، وربما دخلت النساء فيه بحكم التبع. والقوم: اسم جمع لا واحد له من لفظه.
ءَاخَرُونَأخرآخرون: جمع آخر، والآخر: أحد شيئين يكونان من جنس واحد.
فَقَدْقدقد: أداة تفيد التحقيق.
جَاءُوجيأجاءوا: فعلوا.
ظُلْمًاظلمالظلم: الجور ومجاوزة الحد.
وَزُورًازورزورا: باطلا وكذبا وافتراء.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{كَفَرُوا إِنْ} مد منفصل، ومثله {هَذَا إِلَّا} {إِفْكٌ افْتَرَاهُ} كُسر

التنوين للتخلص من التقاء الساكنين {وَأَعَانَهُ} صلة قصيرة {آخَرُونَ} مد بدل،

وراء مفخمة {جَاءُوا} مد متصل. يليه مد بدل {ظُلْمًا وَزُورًا} إدغام بغنة في

التنوين مع الواو، ويراعى تفخيم الظاء وترقيق اللام والميم.