Câsiye Suresi 23. Ayet
Diz Çöküş · Mekke · Sure 45 · Ayet 23/37
أَفَرَءَيْتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَـٰهَهُۥ هَوَىٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمْعِهِۦ وَقَلْبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَـٰوَةً فَمَن يَهْدِيهِ مِنۢ بَعْدِ ٱللَّهِ ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
E fe reeyte menittehaze ilahehu hevahu ve edallehullahu ala ilmin ve hateme ala sem'ihi ve kalbihi ve ceale ala basarihi gışaveh, fe men yehdihi min ba'dillah, e fe la tezekkerun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Câsiye Suresi 23. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nefsinin arzusunu ilah edinen, Allah'ın; (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hala düşünüp ibret almayacak mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ya şimdi baksan a o kimseye ki ilahını hevası ittihaz etmiş, Allah da onu bir ılm üzerine şaşırtmış, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de bir perde çekmiştir, artık onu Allahdan sonra kim yola getirir? Hala da düşünmezmisiniz?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Tanrısını hevesi edinen ve Allah'ın durumunu bilerek kendisini şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de perde çektiği kimseye şimdi bir baksana! Artık onu Allah'tan sonra kim yola getirebilir. Hala düşünmez misiniz?
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Şimdi bana haber ver: Hevaa (ve heves) ini Tanrısı edinmiş, kendini, bir ilim üzerine, Allah şaşırtmış, kulağını, kalbini mühürlemiş, gözüne de bir perde germiş bir adama Allahdan başka kim hidayet edebilir? Haala iyi düşünmeyecek misiniz?
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Keyfini tanrı edinen ve Allah'ın bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi ona Allah'tan sonra kim doğru yolu gösterecek? Düşünmüyor musunuz?
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Baksana kendi heva ve hevesini ilah edinen, ilmi olduğu halde Allah'ın kendisini şaşırtıp, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözlerine de perde çektiği kimsenin haline! Hakkı görmemekte ve azgınlıkta ısrar etmesi sebebiyle Allah'ın şaşırttığı bu kimseyi kim yola getirebilir? Düşünmüyor musunuz?
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp düşünmüyor musunuz?
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Kendi arzu ve özlemlerini tanrı edinen ve (bunun üzerine) Allah'ın, (zihninin hidayete kapalı olduğunu) bilerek saptırdığı, kulaklarını ve kalbini mühürlediği ve gözlerinin üzerine bir perde çektiği (insan)ı, hiç düşündün mü? Allah(ın onu terk etmesin)den sonra kim ona doğru yolu gösterebilir? O halde, hiç düşünüp ders çıkarmaz mısınız?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Şu heva ve hevesini ilah edineni gördün mü? Allah onu bir bilgi üzerinde sapıklıkta bırakmıştır. Kulağını ve kalbini mühürlemiş, gözüne de perde çekmiştir. Allah'tan sonra kim onu doğru yola çıkarabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Hevasını,[1] ilahlaştıran[2] kimseyi gördün mü? Allah, bir bilgiye dayalı olarak,[3] onu sapkınlıkta bıraktı. Ve onun kulağını ve kalbini mühürledi. Gözlerine perde çekti. Artık Allah'tan başka kim onu doğru yola iletebilir? Öğüt almıyor musunuz?
Tefsir / dipnot (3)
Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı isteklere uymak. Sahip olduğu zenginlik, makam, ün, güç, bilgi vb. imkanları imtiyaza dönüştürerek üstünlük taslamak. Vahiy yerine din adamları sınıfının uydurduğu dine uymak.
Bkz. 44:8. ayetin dipnotu.
Onun tercihlerini bildiğinden.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yine de kendi isteklerini tanrı edinen kişiyi görüyor musun? Allah, onu bilerek saptırmış; kulaklarına ve yüreklerine damga vurmuş, gözlerine de perde çekmiştir. Artık, onu, Allah'tan başka, kim doğru yola eriştirebilir? Yine de düşünmüyor musunuz?
İbni Kesir
Gördün mü, o kimseyi ki; heva ve hevesini kendisine tanrı edinmiş, bilgisi olduğu halde Allah onu şaşırtmış, kulağını, kalbini mühürlemiş ve gözüne perde koymuştur? Allah'tan sonra onu kim hidayete eriştirebilir? Hala düşünmeyecek misiniz?
Gültekin Onan
Şimdi sen, kendi hevasını tanrı edinen ve Tanrı'nın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Tanrı'dan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp düşünmüyor musunuz?
Rowad Tercüme Merkezi
Sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbi üzerine mühür vurduğu ve gözü üstüne de bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Hâlâ ibret almayacak mısınız?
Şaban Piriş
Sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbi üzerine mühür vurduğu ve gözü üstüne de bir perde çektiği kimseyi gördün mü?Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Hâlâ ibret almayacak mısınız?
Ali Özek ve diğerleri
Hevâ ve hevesini tanrı edinen ve Allah'ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâla ibret almayacak mısınız?
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Resul!- Hevâsına uyan ve onu kendisine muhalefet etmeyeceği mabudu yerine koyana bir bak. Yüce Allah onu kendi ilmi uyarınca saptırmıştır. Çünkü saptırılmayı hak etmiştir. Onun kalbini mühürlemiştir. Artık faydalanacağı şeyleri duymaz hale gelmiştir. Allah onun gözüne hakkı görmeyi engelleyen bir perde çekmiştir. Yüce Allah'ın onu saptırmasından sonra artık kim onu hakka yönelmeye muvaffak kılabilir. Hevâlarına tabi olanların uğrayacakları zararları ve Allah'ın şeriatına tabi olanların elde edecekleri menfaatleri hiç düşünüp, akıl etmiyor musunuz?
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| أَفَرَءَيْتَ | رأي | أخبرني. | |||
| مَنِ | مَن | اسم موصول بمعنى "الذي" يختص بذوات من يعقل. | |||
| ٱتَّخَذَ | أخذ | جعل. والاتخاذ: الجعل، تقول: اتخذت فلاناً صديقاً؛ أي: جعلته صديقاً. | |||
| إِلَٰهَهُ | أله | الإله: كل ما اتخذ معبودا. | |||
| هَوَىٰهُ | هوي | ما تهواه نفسه وتميل إليه. | |||
| وَأَضَلَّهُ | ضلل | أضل الله فلانا: حكم عليه بالانصراف والبعد عن طريق الهداية والدين القيم بسبب عناده وكفره. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر يدل على الحال. | |||
| عِلْمٍ | علم | العلم: تأتي أحيانا بمعنى "إدراك حقيقة الأشياء" وأحيانا بمعنى "علوم الدين" وذلك حسب سياق الآية. | |||
| وَخَتَمَ | ختم | ختم الله على السمع: طبع عليه وجعله لا يفهم شيئا ولا ينفذ إليه الإيمان. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر يفيد معنى الاستعلاء | |||
| سَمْعِهِ | سمع | السمع: يراد بها الأذن التي فيها قدرة السمع. | |||
| وَقَلْبِهِ | قلب | القلوب: جمع قلب، وهو الفؤاد، سمّي قلبا؛ لتصرّفه في الأعضاء، ولكثرة تقلبه بالخواطر والمعاني ومن رأي لآخر ومن اعتقاد لآخر. | |||
| وَجَعَلَ | جعل | وصير. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر يفيد معنى الاستعلاء | |||
| بَصَرِهِ | بصر | البصر: حاسة الرؤية. | |||
| غِشَٰوَةً | غشي | غطاء. | |||
| فَمَن | مَن | من: اسم يستفهم به عن العاقل. | |||
| يَهْدِيهِ | هدي | يرشده إلى الإيمان ويوفقه إليه. | |||
| مِن | مِن | من: حرف جر يفيد اختيار أو أخذ شيء بدل شيء آخر. | |||
| بَعْدِ | بعد | بعد: نقيض قبل. وهو: ظرف مبهم يفهم معناه بالإضافة لما بعده ويكون منصوبا أو مجرورا مع "مِن"، وقد يقطع عن الإضافة وهي مفهومة من الكلام فيكون مبنيا على الضم. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| أَفَلَا | لا | ألا: أداة جاءت هنا للتحضيض. | |||
| تَذَكَّرُونَ | ذكر | تتدبرون وتتعظون وتعتبرون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
الهمزة مرققة وكذا الفاء بعدها، والراء مفخمة من {أَفَرَأَيْتَ}،
وكسرت نون {مَنِ اتَّخَذَ} للتخلص من التقاء الساكنين، والتاء رقيقة والخاء مفخمة
من {اتَّخَذَ} والذال مرققة، والهاء من {إِلَهَهُ} موصولة بحرف مد، وهاء
{وَأَضَلَّهُ} غير موصولة لسكون ما بعدها، وفي {وَأَضَلَّهُ} لام مرققة، وفي
{عِلْمٍ وَخَتَمَ} إدغام بغنة {سَمْعِهِ وَقَلْبِهِ} فيهما صلة هاء الضمير ومثلهما
{بَصَرِهِ} وفي {غِشَاوَةً فَمَنْ يَهْدِيهِ} إخفاء شفوي. يليه إدغام بغنة {مِنْ
بَعْدِ} إقلاب.