Bakara Suresi 29. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 29/286
هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ لَكُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَـٰوَٰتٍ ۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
Huvellezi halaka lekum ma fil ardı cemian summesteva iles semai fe sevvahunne seb'a semavat, ve huve bi kulli şey'in alim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O, o halikdir ki yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra Semaya inayet buyurdu da onları yedi sema halinde nizamına koydu o her şey'i bilir bir alimdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O öyle bir yaratıcıdır ki, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı; sonra iradesini göğe yöneltip onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi pek iyi bilendir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Yerde ne varsa hepsini sizin (faideniz) için yaratan, sonra (iradesi) göğe yönelib de onları yedi gök haalinde tesviye (ve tanzim) eden (sapasağlam yapan) Odur ve O her şey'i hakkıyle bilendir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı; sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, herşeyi bilir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
O'dur ki yeryüzünde bulunan her şeyi sizin için yarattı. Sonra iradesi yukarıya yönelip orayı da yedi gök halinde sağlamca nizama koydu. O her şeyi hakkıyla bilir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O'dur. Sonra göğe yönelip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzenleyen O'dur. Ve O, herşeyi bilendir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve dünya üzerinde ne varsa sizin için yaratan, plan ve tasarımını göklere uygulayıp onları yedi gök şeklinde düzenleyen O'dur; ve yalnızca O'dur her şeyin tam bilgisine sahip olan.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Yeryüzündeki her şeyi sizin için yaratan sonra gökyüzüne yönelip yedi kat gök olarak düzenleyen ve her şeyi bilen O'dur.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
O ki yeryüzündekilerin tamamını sizin için yarattı. Sonra O, göğe isteva[1] etti; onları yedi gök halinde düzenledi. O, Her Şeyi Bilen'dir.
Tefsir / dipnot (1)
Göğe egemen oldu, onu düzenledi, ona işleyiş yasalarını koydu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
O, yeryüzünde olanların tümünü sizin için yarattı. Sonra gökyüzüne yönelerek, yedi gök olarak onları düzenledi. Çünkü O, her şeyi Bilendir.
İbni Kesir
Yerde ne varsa hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyen O'dur. O, her şeyi bilendir.
Gültekin Onan
Yeryüzündekilerin tümünü sizin için yaratan (haleka) O'dur. Sonra göğe yönelip (istiva) onu yedi gök olarak düzenledi. O her şeyi bilendir.
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Yeryüzündeki nehir, ağaç ve sayılamayacak kadar birçok nimetin tamamını sizin için tek başına yaratan Allah'tır. Sizler o nimetlerden faydalanır ve sizin hizmetinize sunduğu şeylerden istifade edersiniz. Sonra gökyüzüne yönelip onu yedi kat olarak yaratmıştır. İlmi ile her şeyi kuşatan O'dur.
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
Yerde ne varsa hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyen O´dur. O, her şeyi bilendir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
29- O, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi de onları yedi gök halinde düzenledi. O her şeyi çok iyi bilendir.
29. “O, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı” Yani iyilik ve rahmet olmak üzere yeryüzünde ne varsa hepsini yararlanmanız, kullanmanız ve ibret almanız için yaratan O’dur. Bu âyet-i kerimede eşyada aslolanın mubahlık ve temizlik olduğuna delil vardır. Çünkü âyet-i kerime minnet (ihsan ve lütuf) sadedinde zikredilmiştir. Bununla pis ve murdar olan şeyler dışarıda kalmaktadır. Zira bunların haram oldukları da yine bu âyetin ifadesinden, eşyanın yaratılmasındaki maksadın beyân edilmesinden ve bizim faydamız için yaratılmış olmalarından anlaşılmaktadır. O nedenle zararı bulunan bir şey bu kapsamın dışında kalmaktadır. Pis ve murdar şeyleri, bizi korumak ve uzak tutmak için yasaklamış olması da nimetini tamamlayan bir husustur. “Sonra göğe yöneldi (istiva) de onları yedi gök halinde düzenledi.” “İstivâ” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de üç anlamda kullanılır. Bazen herhangi bir harf (edat) ile müteaddi (geçişli) olarak gelmez. O takdirde mükemmel ve tamam olmak anlamına gelir. Yüce Allah’ın Mûsâ hakkındaki ﴾ وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ ﴿ / “Güçlü çağına erişip olgunlaşınca…”(el-Kasas, 28/14) buyruğunda olduğu gibi. Kimi zaman da “üzerine çıktı” ve “yükseldi” anlamlarında kullanılır. “ على : üzerine, e, a” edatı ile geçişli olarak geldiğinde bu anlamı kazanır. Yüce Allah’ın şu buyruklarında olduğu gibi: ﴾ ٱلرَّحۡمَٰنُ عَلَى ٱلۡعَرۡشِ ٱسۡتَوَىٰ ﴿ / “Rahman Arş’a istiva etti/yükseldi”(Taha, 20/5) ile ﴾ لِتَسۡتَوُۥاْ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ﴿ / “Tâ ki (o hayvanların) sırtlarına binip kurulasınız…”(ez-Zuhruf, 43/13) buyruklarında olduğu gibi. Bazen de bu kelime “yöneldi” anlamında kullanılır. Bu âyet-i kerimede olduğu gibi “ إلى : e, a” edtı ile geçişli olarak gelirse bu anlamı alır. Buna göre bu ayetin anlamı şöyle olur: Yüce Allah yeryüzünü yarattıktan sonra semâvâtı yaratmaya yöneldi ve onları yedi sema halinde düzenledi. Semaları yaratıp yaratılışlarını da sağlam ve mükemmel yaptı. “O her şeyi çok iyi bilendir.” Yere gireni de, oradan çıkanı da bilir. Gökten ineni de, oraya yükseleni de bilir. Sizin neyi gizlediğinizi de, neyi açıkladığınızı da bilir. O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir. Yüce Allah bu âyet-i kerimede olduğu gibi, yaratmasını ve bilgisinin kapsamını bir arada çokça zikreder. Şu buyruğunda olduğu gibi:“Hiç yaratan bilmez mi? O Latiftir, her şeyden haberdardır.”(el-Mülk, 67/14). Çünkü O’nun bu yaratıkları yaratmış olması, ilim, hikmet ve kudretinin en açık bir delilidir.
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| هُوَ | هو | المراد الله جلّ جلاله، و(هو) ضمير يُستعمل للغائب المفرد المذكر. | |||
| ٱلَّذِي | الذي | الذي: اسم موصول للمفرد المذكر، عاقلاً كان أو غير عاقل. | |||
| خَلَقَ | خلق | الخَلْقُ أصله: التقدير المستقيم، ويستعمل في إبداع الشّيء من غير أصل ولا احتذاء، والمراد: أوجدكم على غير مثال سابق. | |||
| لَكُم | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| مَّا | ما | اسم موصول. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| ٱلْأَرْضِ | أرض | الكرة الأرضية التي تعيش عليها المخلوقات، وجمعها أرضون، ولا تجيء مجموعةً في القرآن، ويعبّر بها عن أسفل الشيء، كما يعبر بالسماء عن أعلاه. | |||
| جَمِيعًا | جمع | كافة. وجميعاً: يؤتى بها لتوكيد معنى الجمع. | |||
| ثُمَّ | ثم | حرف استئناف يفيد التشريك في الحكم والترتيب مع التراخي غالبا. | |||
| ٱسْتَوَىٰ | سوي | ارْتَفَعَ، وقصدَ إلى خلق السموات وتقدير ما في كل واحدة منهن. | |||
| إِلَى | إلى | حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| ٱلسَّمَاءِ | سمو | السماء، مصدر سما، وهي: كل ما علاك فأظلك من سقف ونحوه، والمراد: ما يقابل الأرض، وعددها سبع، ولها أبواب تُفَتَّح. | |||
| فَسَوَّىٰهُنَّ | سوي | فخلقهن مستويات لا تفاوت فيهن ودبرهن. والتسوية: التقويم والتعديل. | |||
| سَبْعَ | سبع | العدد الصحيح المعروف الواقع بين الستة والثمانية. | |||
| سَمَٰوَٰتٍ | سمو | ما يقابل الأرض، وعددها سبع، ولها أبواب تفتح. | |||
| وَهُوَ | هو | المراد الله جلّ جلاله، و (هو): ضمير يستعمل للغائب المفرد المذكر. | |||
| بِكُلِّ | كلل | كل: لفظ يدل على الشمول والإستغراق. | |||
| شَيْءٍ | شيأ | الشيء: ما يصح أن يخبر عنه حسياً كان أو معنوياً؛ فهو: اسم لما يوجد في الأعيان ولما يتصور في الأذهان. | |||
| عَلِيمٌ | علم | صفة لله تعالى، والعليم: معناه المتصف بالعلم، والذي أحاط علمه جميع الأشياء ظاهرها وباطنها، دقيقها وجليلها. والعليم: من أسماء الله الحسنى. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
في {لَكُمْ مَا} إدغام تماثل صغير، وعلامته في المصحف عدم وجود حركة على
الميم الأولى، وتشديد الميم الثانية. وفي تنوين {جَمِيعًا} مع ثاء {ثُمَّ} إخفاء
حقيقي. وفي نون {فَسَوَّاهُنَّ} الغنة وصلًا ووقفًا. وتقلقل باء {سَبْعَ}. ويحذر
القارئ من إسكان الهاء من {وَهُوَ} فهي مضمومة لحفص وليست ساكنة. وفي {سَمَاوَاتٍ
وَهُوَ}. إدغام بغنة. وفي {شَيْءٍ عَلِيمٌ} إظهار حلقي ومد عارض للسكون وقفًا
ويسوى في مقداره بين جميع الآيات.