Bakara Suresi 188. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 188/286
وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَـٰطِلِ وَتُدْلُوا۟ بِهَآ إِلَى ٱلْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا۟ فَرِيقًا مِّنْ أَمْوَٰلِ ٱلنَّاسِ بِٱلْإِثْمِ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
Ve la te'kulu emvalekum beynekum bil batılı ve tudlu biha ilel hukkami li te'kulu ferikan min emvalin nasi bil ismi ve entum ta'lemun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Bakara Suresi 188. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeble yemeyin nasın emvalinden bir kısmını bile bile günah ile yemek için o malları hakimlere sarkıtmayın
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir de aranızda mallarınızı haksız sebeplerle yemeyin, insanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için o malları hakimlere sarkıtmayın (dava konusu yapmayın.)
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Aranızda (birbirinizin) mallarınızı haksız sebeblerle yemeyin ve kendiniz bilib dururken insanların mallarından bir kısmını günah (ı mucip suretler) le yemeniz için onları (o malları) haakimlere aktarma etmeyin.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Mallarınızı, aranızda batıl (sebepler) ile yemeyin; bile bile insanların mallarından bir kısmını günah bir biçimde yemeniz için onları hakimler(in önün)e atmayın (hakimlere götürmeyin veya onlara rüşvet vermeyin).
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Bir de, birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin. Halkın mallarından bir kısmını, bile bile haksız yere yemek için, rüşvetlerle hakimlere koşmayın.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Birbirinizin mallarını haksız şekilde yiyip tüketmeyin ve başkalarına ait meşru mallardan hiçbirini bilerek haksızlıkla tüketmek için hukuki hilelere başvurmayın.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle yemeyin ve bildiğiniz halde insanların mallarından bir kısmını günahı gerektirecek şekilde yemek için onu hakimlere (rüşvet olarak) aktarmayın.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu[1] bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.
Tefsir / dipnot (1)
Hakkınız olmadığını.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Birbirinizin mallarını haksızlıkla aranızda yemeyin. İnsanların mallarından bir bölümünü bilerek haksızlıkla yemek için, onları yargıçlara rüşvet olarak vermeyin.[34]
Tefsir / dipnot (1)
"Yargıçlara rüşvet olarak vermeyin!" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Yargıçlara aktarmayın!" veya "Yargıçlara rüşvetlerle koşmayın!" veya "Görevlilere rüşvet vermeyin!" veya "Hakimlere, idarecilere, iktidardakilere rüşvet olarak vermeyin!" veya "Hukuk hilelerine başvurmayın!" biçiminde çevrilmiştir.
İbni Kesir
Mallarınızı aranızda batıl ile yemeyin. Ve insanların mallarından bir kısmını, siz bildiğiniz halde günahla yemek için onları hakimlere aktarmayın.
Gültekin Onan
Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın.
Rowad Tercüme Merkezi
Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere/yöneticilere (rüşvet olarak) vermeyin.
Şaban Piriş
Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle yemeyin ve bildiğiniz halde insanların mallarından bir kısmını günahı gerektirecek şekilde yemek için onu hakimlere (rüşvet olarak) aktarmayın.
Ali Özek ve diğerleri
Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sizler, hırsızlık, gasp, dolandırma gibi, kanunsuz bir şekilde birbirinizin mallarını almayın. Allah'ın bunu haram kıldığını bildiğiniz halde, günaha bulaşarak bunlarla insanların mallarından bir kısmını almak için iktidar sahiplerinin önünde çekişmeyin. Haram olduğunu bile bile günah işlemek, hem daha çirkin, hem de cezası daha büyüktür.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلَا | لا | لا: حرف نهي. | |||
| تَأْكُلُوا | أكل | ولا تأكلوا أموالكم: ولا تستحلوا الحرام من الأموال، فلا يأخذ بعضكم أموال بعض بغير حق. | |||
| أَمْوَٰلَكُم | مول | الأموال: جمع مال وهو ما يمتلك من متاع أو عقار أو نقود أو حيوان. | |||
| بَيْنَكُم | بين | بين: ظرف مبهم لا يتبين معناه إلا بإضافته إلى اثنين فأكثر. | |||
| بِٱلْبَٰطِلِ | بطل | بما لم يبح الشرع أخذه من مالكه. | |||
| وَتُدْلُوا | دلو | تدلوا بها: أي تلقوا بالحجج الكاذبة. | |||
| بِهَا | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق. | |||
| إِلَى | إلى | حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| ٱلْحُكَّامِ | حكم | جمع حاكم، والحاكم هو الذي ينصب للحكم بين الناس. | |||
| لِتَأْكُلُوا | أكل | لتأخذوا بغير وجه حق. | |||
| فَرِيقًا | فرق | جماعة. والفريق: الجماعة، لا واحد له من لفظه؛ بمنزلة الجيش والرهط الذي لا واحد له من لفظه. | |||
| مِّنْ | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| أَمْوَٰلِ | مول | الأموال: جمع مال وهو ما يمتلك من متاع أو عقار أو نقود أو حيوان. | |||
| ٱلنَّاسِ | نوس | الناس: اسم للجمع من بني آدم، لا واحد له من لفظه، مشتقُّ من نَاسَ يَنُوسُ إذا تحرَّك واضطرب، وقد يُطلق ويراد به طائفة مخصوصة دون غيرهم. | |||
| بِٱلْإِثْمِ | أثم | بالباطل. | |||
| وَأَنتُمْ | أنتم | أنتم: ضمير رفع منفصل لجماعة المخاطبين. | |||
| تَعْلَمُونَ | علم | تعلمون: أصل العلم إدراك الشيء على حقيقته، وهو معرفة الشيء على ما هو عليه، ونقيضه الجهل، والمراد: تدركون، وتعلمون الشيء على حقيقته. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
في وقوع الهمزة في كلمة، وحرف المد قبلها في كلمة أخرى، مد منفصل، كما في
{وَلَا تَأْكُلُوا أَمْوَلَكُم} والميم المجردة من السكون وبعدها باء، إخفاء شفوي،
في مثل {أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ} والدال الساكنة مقلقلة من
{وَتُدْلُوا} وفي {بِهَا إِلَى} مد منفصل، وفي تنوين {فَرِيقًا} مع ميم {مِنْ}
إدغام بغنة. وفي {مِنْ أَمْوَالِ} إظهار حلقي. وفي {النَّاسِ} غنة وفي {وَأَنتُمْ}
إخفاء حقيقي، والميم الساكنة مع التاء بعدها إظهار شفوي.