Bakara Suresi 107. Ayet
Sığır · Medine · Sure 2 · Ayet 107/286
أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ
E lem ta'lem ennellahe lehu mulkus semavati vel ard, ve ma lekum min dunillahi min veliyyin ve la nasir.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
bilmez misin ki Allah, hakikat göklerin ve yerin mülkü, hep onun, size de Allahdan başka ne bir veliy vardır ne bir nasir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bilmez misin ki, gerçekten göklerin ve yerin mülkü tamamen Allah'a aittir. Size de Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Göklerin ve yerin mülk (-ü tasarrufu) hakıykaten Allahın olduğunu ve sizin Allahdan başka ne bir yar, ne de hakıyki bir yardımcı bulunmadığını bilmedin mi?
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bilmedin mi ki, göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı, yönetimi, mülkiyeti) yalnız Allah'ındır. Sizin için Allah'tan başka ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı yoktur.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Sizin O'ndan başka ne bir haminiz, ne de bir yardımcınız yoktur.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
(Yine) Bilmez misin ki, gerçekten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümdarlığı Allah'ındır ve Allah'tan başka sizi koruyacak ve yardım edecek hiç kimse yoktur?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Göklerin ve yerin hükümranlığının Allah'a ait olduğunu ve sizin Allah'tan başka bir koruyucunuz ve bir yardımcınızın olmadığını bilmez misin?
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Göklerin ve yerin egemenliğinin Allah'a ait olduğunu bilmez misin? Sizin için Allah'ın yanı sıra ne bir veli[1] ne de bir yardımcı vardır.
Tefsir / dipnot (1)
Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kuşkusuz, göklerin ve yeryüzünün yönetimi Allah'a özgüdür; bilmiyor musun? Ve sizin için, Allah'tan başka ayrıca, ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur.
İbni Kesir
Göklerin ve yerin mülkünün gerçekten Allah'a ait olduğunu ve sizin için Allah'dan başka bir sahib ve yardımcı olmadığını bilmez misiniz?
Gültekin Onan
Bilmez misin ki gerçekten göklerin ve yerin mülkü Tanrı'nındır. Sizin Tanrı'dan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Peygamber!- Şüphesiz ki yerlerin ve göklerin malikinin Allah olduğunu, dilediği gibi hükmettiğini bilmektesin. O kullarına dilediğini emreder ve dilediğini de yasaklar. Dinde dilediğini belirler ve dilediğini nesheder. Allah'tan başka sizin işlerinizi üstlenecek bir dostunuz yoktur, sizden zararı def edecek bir yardımcınız da yoktur. Bilakis Allah bunların hepsinin velisi (işin icrasını yüklenen) ve bunları yapmaya kadir olandır.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Göklerin ve yerin mülkünün gerçekten Allah´a ait olduğunu ve sizin için Allah´dan başka bir sahib ve yardımcı olmadığını bilmez misiniz?
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
106- Biz bir âyeti nesheder veya unutturursak ya ondan daha hayırlısını ya da onun benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kâdirdir. 107- Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır? Allah’tan başka hiçbir dostunuz ve hiçbir yardımcınız da yoktur.
106. Nesh, nakletmek, aktarmak demektir. Neshin gerçek mahiyeti, mükelleflerin, muhatap oldukları meşru bir hükümden başka hükme nakledilmeleri yahut da o hükmün düşürülmesidir. Yahudiler neshi inkâr ediyor, neshin caiz olmadığını iddia ediyorlardı. Hâlbuki nesh ellerinde bulunan Tevrat’ta da zikredilmiştir. Buna göre neshi inkâr etmeleri katıksız bir küfür ve hevâdan ibaretti. İşte bu yüzden Yüce Allah neshin hikmetini haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Biz bir âyeti nesheder veya unutturursak” yani onu kullara unutturup kalplerinden silecek olursak, “ya ondan daha hayırlısını” ve sizin için daha faydalısını “veya onun benzerini getiririz.” Bu, neshin sizin için en azından maslahat itibari ile birinci hükümden daha aşağıda olmayacağını göstermektedir. Çünkü Yüce Allah’ın özellikle bu ümmet üzerindeki lütfu devamlı artış halindedir. O bu ümmete dinini son derece kolaylaştırmıştır. Yüce Allah neshe dil uzatan kimselerin aslında Yüce Allah’ın hükümranlığına ve kudretine de dil uzatmış olacağını haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Bilmez misin ki Allah her şeye kâdirdir.”
107. “Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır?” O sizin mutlak mâlikiniz olduğuna göre, son derece şefkatli ve merhametli bir mâlikin egemenlik sahasında tasarrufta bulunduğu gibi O da sizin üzerinizde kaderiyle, emirleri ve yasakları ile tasarruf eder. O’nun kulları hakkındaki çeşitli takdirlerinde kudreti için herhangi bir sınır söz konusu olmadığı gibi, kulları için teşri buyurduğu hükümlerde de kendisine itiraz olunamaz. Çünkü kul Rabb’inin dinî ve kaderî emirleri altında altındadır, onlara boyun eğmek durumundadır. O halde kul kim oluyor ki, itiraz etsin? Aynı şekilde O, kullarının gerçek dostu ve yardımcısıdır. Menfaatlerinin elde edilmesinde onların dostu olduğu gibi, zarar verecek şeylerin bertaraf edilmesinde de onlara yardımcı olur. Allah’ın kullarının velisi, gerçek dostu olmasının bir göstergesi de onlara olan rahmetinin ve hikmetinin gerektirdiği hükümleri onlar için teşrî’ buyurmasıdır. Kur’ân ve Sünnetteki nesh üzerinde dikkatle düşünen bir kimse bu yolla Allah’ın hikmetini, kullarına olan rahmetini ve onların fark edemeyecekleri bir şekilde lütfuyla yararlı olan şeyleri onlara nasıl ulaştırdığını görür.