Ankebût Suresi 52. Ayet

Dişi Örümcek · Mekke · Sure 29 · Ayet 52/69

قُلْ كَفَىٰ بِٱللَّهِ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ شَهِيدًا ۖ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْبَـٰطِلِ وَكَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَـٰسِرُونَ

Kul kefa billahi beyni ve beynekum şehida, ya'lemu ma fis semavati vel ard, vellezine amenu bil batılı ve keferu billahi ulaike humul hasirun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Ankebût Suresi 52. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

21. cüz · PDF sayfası 1

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

De ki benimle sizin aranızda şahid, Allah yeter, o Göklerde ve Yerde ne varsa bilir, batıla iyman edip de Allaha küfredenler, işte onlardır hep husrana düşenler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler, işte zarara düşenler hep onlardır.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

De ki: "Benimle sizin aranızda Allahın hakkıyle şahid olması yeter. Göklerde, yerde ne varsa O bilir. Baatıla iman ve Allahı (inkar ile) kafir olanlar (Yok mu?) İşte onlar hüsranda kalanların ta kendileridir.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'a karşı nankörlük edenler, işte ziyana uğrayacaklar onlardır."

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Gerçek ortada iken, batıla iman edip Allah'ı inkar edenler, işte asıl ziyana ve hüsrana uğrayanlar onlar olacaktır."

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve Allah'ı inkar edenler ise, işte onlar hüsrana uğrayanlardır."

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

(İman etmeyecek olanlara) De ki: "Benim ile sizin aranızda şahit olarak Allah yeter! O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Geçersiz ve uydurma şeylere inananlara ve bu suretle Allah'ı inkara şartlanmış olanlara gelince; işte ziyanda olanlar onlardır!"

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

De ki:-Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inananlar ve Allah'ı tanımayanlar ise, işte onlar, hüsrana uğrayacak olanlardır.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir." Batıl'a iman edenler ve Allah'ı yalanlayan kimseler, işte onlar hüsranda olanlardır.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

De ki: "Aramızda Tanık olarak, Allah yeterlidir. Göklerde ve yeryüzünde olan her şeyi bilir!" Gerçeğe aykırı şeylere inananlar ve Allah'a nankörlük edenler; yitime uğrayanlar, işte onlardır.

İbni Kesir

De ki: Şahid olarak benimle sizin aranızda Allah yeter. O; göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanıp Allah'a küfredenler, işte onlar hüsrana uğrayanların kendileridir.

Gültekin Onan

De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Tanrı yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve Tanrı'ya küfredenler ise, işte onlar hüsrana uğrayanlardır."

Rowad Tercüme Merkezi

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla iman edenler ve Allah’ı inkâr edenler ise, işte onlar hüsrana uğrayacak olanlardır.

Şaban Piriş

De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla iman edenler ve Allah’a küfredenler ise, işte onlar, hüsrana uğrayacak olanlardır.

Ali Özek ve diğerleri

De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla inanıp Allah'ı inkâr edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır. 

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

-Ey Resul!- De ki: "Allah -Subhanehu ve Teâlâ- getirmiş olduğum şeyde doğruluğuma ve onu yalanladığınıza şahit olarak yeter. O, gökteki ve yerdeki her şeyi bilir. Gökte ve yerde olan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yüce Allah'tan başka ibadet edilen her batıla iman edenler, ibadetin yalnızca kendisine yapılmasını hak eden Allah'ı inkâr edenler. İman ile küfrü değiştirdikleri için hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
قُلْقولفعل أمرٍ مِنْ قالَ يقولُ بمعنى تَكَلَّمْ. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به باللسان
كَفَىٰكفيكفى: بلغ منتهى الكفاية، والكفاية: ما فيه سد الخلة وبلوغ المراد في الأمر.
بِٱللَّهِألهالباء حرف جر، والله المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى
بَيْنِيبينبين: ظرف مبهم لا يتبين معناه إلا بإضافته إلى اثنين فأكثر.
وَبَيْنَكُمْبينأُنظر ما قبلها.
شَهِيدًاشهدعالما مطلعا.
يَعْلَمُعلم‌العلم: ‌من ‌صفات ‌الله الذاتية، فهي لا تنفك عنه جلّ وعلا. وعلمه سبحانه وتعالى محيط بكلّ شيء أزَلاً وأبداً.
مَامااسم موصول.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
ٱلسَّمَٰوَٰتِسمو‌جمع: السماء، مصدر سما، وهي: ‌ما ‌يقابل ‌الأرض، وعددها سبع، وله أبواب تُفَتَّح.
وَٱلْأَرْضِأرضالأرض: ‌الكرة التي عليها الحيوان والنبات. وتطلق الكلمة على قسم منها كبير أو صغير. والجمع: أرْضون وأرَضون وأراضٍ.
وَٱلَّذِينَالذيالذين: اسم موصول لجماعة الذكور.
ءَامَنُواأمناعتقدوا وصدقوا.
بِٱلْبَٰطِلِبطلبما يعبدون من دون الله.
وَكَفَرُواكفرجحدوا ولم يؤمنوا. وأصل ‌الكفر: التغطية والجحد؛ لأن الكافر جاحد نعم ربه عليه وساتر لها بكفره.
بِٱللَّهِألهالباء حرف جر، والله المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى
أُولَٰئِكَأولاءاسم يشار به للجماعة بعده كاف الخطاب للمفرد المذكر.
هُمُهمضمير الغائبين.
ٱلْخَٰسِرُونَخسرالضائعون الهالكون.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{شَهِيدًا يَعْلَمُ} إدغام بغنة في التنوين مع الياء، وحذف حرف المد من {فِي

السَّمَاوَاتِ} للتخلص من التقاء الساكنين، وفي الوقف على {شَهِيدًا} مد عوض

بإبدال التنوين ألفًا {آمَنُوا} مد بدل {أُولَئِكَ} مد متصل، والمد المتصل هو أن

يأتي الهمز بعد حرف المد في كلمة واحدة، وحرف المد هذا قد يكون محذوفًا من خط

المصحف ويعوض عنه بألف صغيرة وضَعها علماء الضبط للدلالة عليها مثل {أُولَئِكَ}

وقد يكون حرف المد ثابتًا مثل (جاء).