Ankebût Suresi 20. Ayet
Dişi Örümcek · Mekke · Sure 29 · Ayet 20/69
قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ بَدَأَ ٱلْخَلْقَ ۚ ثُمَّ ٱللَّهُ يُنشِئُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْـَٔاخِرَةَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Kul siru fil ardı fanzuru keyfe bedeel halka, summallahu yunşiun neş'etel ahıreh, innallahe ala kulli şey'in kadir.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
De ki: Arzda bir gezinin de bakın, halkı iptida nasıl yapmış, sonra da Allah "neş'eti uhra" inşa edecek şübhesiz Allah her şey'e kadir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "Yeryüzünde bir gezinin de bakın O'nun yaratma işini başlangıçta nasıl yaptığına; sonra da Allah, neş'e-i uhra'yı (son yapışı) inşa edecektir." Şüphesiz Allah, herşeye gücü yetendir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
De ki: "Yer yüzünde gezib dolaşın da (Allahın) hilkate nasıl başladığını görün. Allah yeni bir ahiret hayaatını da tekrar yaratacakdır. Çünkü Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
De ki: "Yeryüzünde gezin, bakın yaratmağa nasıl başladı, sonra Allah, son yaratmayı da yapacaktır. Çünkü Allah, her şeyi yapabilendir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
De ki: "Dünyayı gezin dolaşın da, Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını anlamaya çalışın. Sonra, Allah tekrar yaratmayı da ölümden sonra diriltmeyi de gerçekleştirecektir. Allah elbette her şeye kadirdir."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
De ki: "Yeryüzünü dolaşın ve Allah'ın (insanı) nasıl (harikulade bir şekilde) yoktan var ettiğini görün! Allah işte bu şekilde ikinci hayatınızı da var edecektir; çünkü Allah her şeye kadirdir!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
De ki: -Yeryüzünde gezin ve yaratmanın nasıl başladığını, sonra Allah'ın onu yeni bir yaratışla nasıl yarattığına bakın. Kuşkusuz, Allah'ın her şeye gücü yeter.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da ilk[1] yaratışın nasıl olduğuna bakın. Sonra Allah, son inşa etmeyi de aynı şekilde yapacaktır. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir."
Tefsir / dipnot (1)
Mevcut.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yaratılışı nasıl başlattığına bir bakın. Sonra Allah, son yaratılışı başlatacaktır. Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir!"
İbni Kesir
De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah; yeni bir ahiret hayatını da tekrar yaratacaktır. Muhakkak ki Allah; her şeye kadirdir.
Gültekin Onan
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Tanrı ahiret yaratmasını (VEYA son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz, Tanrı her şeye güç yetirendir.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Peygamber!- Yeniden dirilişi yalanlayanlara de ki: "Yeryüzünü dolaşın ve Allah’ın mahlukatı nasıl yoktan var ettiğine bir bakın. Yüce Allah, ölmelerinin ardından toplanarak hesap vermeleri için insanları ikinci defa tekrar diriltecektir. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz. Hiçbir şey, insanları ilk olarak yaratmasından aciz bırakamadığı gibi, O'nu insanları tekrar diriltmekten de aciz bırakamaz."
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah´ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah; yeni bir ahiret hayatını da tekrar yaratacaktır. Muhakkak ki Allah; her şeye kadirdir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
16- İbrahim’i de (gönderdik). Hani o, kavmine şöyle demişti:“Allah’a ibadet edin ve O’ndan korkup sakının. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” 17- “Siz, ancak Allah’ın dışında birtakım putlara ibadet ediyor ve (bu suretle büyük bir) yalan uyduruyorsunuz. Çünkü Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz, size rızık verme imkanına sahip değillerdir. O halde rızkı yalnız Allah katında arayın, O’na ibadet edin ve O’na şükredin. Yalnız O’na döndürüleceksiniz.” 18. Eğer yalanlarsanız (bilin ki) sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Peygambere düşen ancak apaçık tebliğden ibarettir. 19. Görmediler mi Allah varlıkları ilkin nasıl yaratıyor sonra da onları (ölümden sonra aynı şekilde) diriltecek? Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır. 20. De ki:“Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah'ın varlıkları ilkin nasıl yaratmış olduğuna bir bakın. Sonra Allah (aynı şekilde kıyamet günü) son bir kez daha yaratacaktır. Şüphesiz Allah'ın, her şeye gücü yeter.” 21. O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. 22. Siz yerde de gökte de (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin için Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da yoktur.
16. Yüce Allah, gerçek dostu İbrahim aleyhisselam’ı kavmine Yüce Allah’ın yoluna davet etmek üzere peygamber olarak gönderdiğini bildirmektedir. İbrahim aleyhisselam onlara:“Allah’a ibadet edin” yani O’nu tevhid edin, ibadetinizi yalnız O’na ihlâsla yapın ve size verdiği emirlere riâyet edin. “Ve O’ndan korkup sakının” demişti. Size gazap etmesinden ve bunun sonucunda sizi azaba uğratmasından çekinin. Bu ise O’nu gazaplandıran masiyetleri terk etmeyi gerektirir. “Eğer bilirseniz bu” sizin Allah’a ibadet edip O’ndan korkmanız “sizin için” böyle bir şeyi yapmamaktan “daha hayırlıdır.” Burada “daha hayırlı” ifadesi, karşısında kıyaslanacak bir şeyin söz konusu olmadığı (“en hayırlı” anlamında) kullanılmıştır. Çünkü Allah’a ibadeti ve O’ndan korkup sakınmayı terk etmenin hiçbir hayrı yoktur. Aksine Allah’a ibadet etmek ve O’ndan korkmak, insanlar için mutlak bir hayırdır. Zira dünya ve âhirette bunun dışında bir yolla Allah’ın lütuflarına nail olmanın bir yolu yoktur. Dünya ve âhirette var olan her bir hayır, hiç şüphesiz Allah’a ibadet edip O’ndan korkmanın, takvâlı olmanın bir neticesidir. “Eğer bilirseniz” yani bunu gereği gibi bilip öğrenin ve tercih edilmeye değer olanın hangisi olduğunu iyice düşünün.
17. Onlara Allah’a ibadet edip O’ndan korkmayı emrettikten sonra putlara ibadet etmelerini de yasakladı ve putların eksikliklerini, ibadete layık olmadıklarını açıklayarak şöyle dedi:“Siz, ancak Allah’ın dışında birtakım putlara ibadet ediyor ve (bu suretle büyük bir) yalan uyduruyorsunuz.” Sizler, kendi ellerinizle bu putları yontup meydana getiriyor ve onlara ilâh diyorsunuz. Üstelik onlara ibadet etmeyi emretmek ve bu yola sıkı sıkı sarılmayı istemekle de yalan uyduruyorsunuz. “Çünkü Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz” aciz varlıklardır ve bunlara ibadet etmeyi gerektirecek hiçbir özellikleri yoktur; nitekim “size rızık verme imkanına sahip değillerdir.” Sanki muhatapları ona şöyle demişlerdir: “Bu putların bizim tarafımızdan yontulmuş, eksik, hiçbir fayda sağlayamayan, zarar da veremeyen, öldüremeyen, hayat bahşedemeyen, öldükten sonra diriltemeyen varlıklar olduğu bizim için açıkça ortaya çıkmıştır. Bu nitelikte olan bir varlığın, zerre miktarı hatta daha da az bir oranda ibadete ve ilâh edinilmeye liyakatı söz konusu değildir. Ancak kalplerin, bağlanacağı bir ma’bud ve ihtiyaçlarını kendisinden isteyeceği bir varlığa kaçınılmaz olarak ihtiyacı vardır.” O nedenle de İbrahim aleyhisselam onları ibadete layık olana yönelmeye teşvik ederek şunları söylemiştir: “O halde rızkı yalnız Allah katında arayın.” Rızkı kolaylaştıran, takdir eden, dini ve dünyası ile ilgili maslahatları gerçekleştirmek üzere kendisine dua edenin duasını kabul eden yalnız O’dur. “O’na” yalnızca O’na, hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın “ibadet edin.” Çünkü kâmil, fayda sağlayan, zarar veren, bütün kâinatın işlerini tek başına çekip çeviren O’dur. “Ve O’na” yalnızca O’na “şükredin.” Çünkü bütün mahlukatın sahip olduğu bütün nimetler sadece O’ndandır. Onlardan uzaklaştırılan her türlü musibeti uzaklaştıran da yalnız O’dur. “Yalnız O’na döndürüleceksiniz.” ve O da yaptıklarınızın karşılığını size verecek, gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı size bildirecektir. O halde O’nun huzuruna müşrik olarak varmaktan çekinin. O’nun huzuruna çıkacağınızda size mükâfat vermesine vesile olacak ve sizi kendisine yakınlaştıracak şeylere yönelin. [18. Ey insanlar, eğer rasulümüz Muhammed’i sallallahu aleyhi ve sellem sizi davet ettiği yalnızca Allah'a ibadet hususunda yalanlarsanız şunu bilin ki sizden önceki bir çok toplum da rasullerini, onları davet ettikleri hak hususunda yalanlamışlardı da Allah'ın gazabı başlarına inmişti. Rasulümüz Muhammed’e düşen ancak Allah'ın risaletini açıkça tebliğ etmektir ki o da bunu yapmıştır.][1]
19. “…sonra da onları” kıyamet gününde “diriltecek? Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır.” Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır. “Varlıkları ilkin (yoktan) var eden, sonra da onları diriltecek O’dur. Ve bu, O’na göre daha kolaydır.”(er-Rûm, 30/27)
20. Eğer ilkin yaratmada herhangi bir şüphe ve tereddütleri varsa onlara “de ki: Yeryüzünde” bedenlerinizle ve kalplerinizle “gezip dolaşın da Allah'ın varlıkları ilkin nasıl yaratmış olduğuna bir bakın.” Sizler Ademoğullarından da diğer canlılardan da hâlâ peyderpey var edilen pek çok ümmetler göreceğiniz gibi bitkilerin, ağaçların bir döngü içinde meydana geldiklerini de göreceksiniz. Bulutların, rüzgarların ve benzeri yaratıkların da sürekli olarak yenilenip durduğunu göreceksiniz. Hatta bütün yaratıklar, sürekli olarak yeniden yaratılmaktadır. Küçük ölüm olan uyku esnasında onlara bir bak! Gecenin karanlığı bastırmış, hareketleri durmuş, sesleri kesilmiş, yataklarına ve barınaklarına ölüler gibi çekilmişlerdir. Bu halleri gece boyunca devam ettikten sonra nihâyet sabah aydınlığı ile uykularından uyanırlar, ölümlerinden sonra diriltilircesine ayağa kalkarlar ve:“Ölümümüzden sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun. Dönüş de yalnız O’nadır.”[2] derler. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“Sonra Allah (aynı şekilde kıyamet günü) son bir kez daha yaratacaktır.” Bu, arkasından ölümün ve uykunun söz konusu olmadığı bir yaratmadır. Artık ondan sonra iki yurttan (cennet veya cehennemden) birisinde ebedi olarak kalış söz konusu olacaktır. “Şüphesiz Allah'ın, her şeye gücü yeter.” Yüce Allah’ın kudretini hiçbir şey aciz bırakamaz. O kudreti ile varlığı yoktan yaratmaya nasıl güç yetirdiyse onları diriltmeye haydi haydi güç yetirir.
21. “O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder” Yani amellerin karşılıklarına dair hüküm veren yalnız O’dur. İtaatkârları mükâfatlandırıp onlara rahmetini ihsan edecek olan, isyankârlara azap edip onları ibretle cezalandıracak olan yalnız O’dur. “Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.” Yani sizler, hakkınızda azabının veya rahmetinin hükümlerinin cereyan edeceği ebedi yurda döndürüleceksiniz. O halde bu dünya yurdunda O’nun rahmetine nail olmanın sebei olan itaatleri işleyin. Azabına sebep olan masiyetlerden de uzak durun.
22. “Siz yerde de gökte de (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz.” Yani ey yalancılar, ey masiyetleri işleme cesaretini gösterenler! Sizden gafil olunduğunu, yeryüzünde veya gökte Allah’ı âciz bırakacağınızı sanmayın. Elinizdeki güçler, nefsinizin size süslü gösterdiği ve Allah’ın azabından kurtulacağınıza dair size yaptığı boş vaat, sakın sizi kandırmasın. Sizler kainatın neresinde olursanız olun Allah’ı asla aciz bırakabilecek değilsiniz. “Sizin için Allah’tan başka” işlerinizi üstlenecek, böylelikle din ve dünya menfaatlerinizi elde etmenizi sağlayacak “bir dost ve” size yardım ederek, hoşlanmadığınız şeyleri sizden uzaklaştıracak “yardımcı da yoktur.”