Ankebût Suresi 1. Ayet
Dişi Örümcek · Mekke · Sure 29 · Ayet 1/69
الٓمٓ
Elif lam mim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Elif Lam Mim.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Elif, Lam, Mim.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Elif, Lam, Mim.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Elif, lam, mim.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Elif lam mim.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Elif, Lam, Mim
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Elif, Lam, Mim.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Elif-Lam-Mim.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Elif Lam Mim.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Elif. Lam. Mim.[1]
Tefsir / dipnot (1)
Bkz. 2:1. ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
A. L. M.
İbni Kesir
Elif, Lam, Mim.
Gültekin Onan
Elif, Lam, Mim.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Elif, Lam, Mim.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
1- Elif, Lâm, Mîm. 2- İnsanlar “İman ettik” dediler diye hiç imtihan edilmeden (kendi hallerine) bırakılacaklarını mı sandılar? 3- Andolsun biz, onlardan öncekileri imtihan etmişizdir. O nedenle Allah (imanlarında) doğru olanları da yalancı olanları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.
(Mekke’de inmiştir. 69 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1-3. Yüce Allah, hikmetinin mükemmeliğini söz konusu etmekte ve “Ben mü’minim” diyerek kendisinin mü’min olduğunu iddia eden herkesin, türlü sıkıntı ve imtihanlardan yana sürekli bir esenlikte bulunmalarının, imanlarını ve imanlarına bağlı tali hususları sınamadan geçirecek birtakım sıkıntılara maruz kalmamalarının da hikmetine aykırı olduğunu haber vermektedir. Çünkü eğer durum böyle olsaydı kimin doğru, kimin yalan söylediği, kimin haklı, kimin batıl bir iddiada bulunduğu ortaya çıkmaz ve bunlar birbirlerinden ayırt edilemezdi. Ancak Yüce Allah’ın gerek öncekilerde, gerekse bu ümmetteki ilâhî âdeti/kanunu, onları bollukla, darlıkla, zorlukla, kolaylıkla, hoşa giden ve gitmeyen şeylerle, zenginlikle, fakirlikle, düşmanların kimi hallerde kendilerine galip gelmesiyle, düşmanlara karşı söz ve fiille cihad etmekle vb. gibi türlü imtihanlarla sınamak şeklinde cereyan etmiştir. Bu imtihanların hepsi de ya akideye arız olan şüpheler ya da iradeye arız olan arzu ve isteklerle ilgilidir. Şüphelerle karşı karşıya kaldığı takdirde imanı sarsılmayan, sahip olduğu hak ile bu şüpheleri bertaraf eden, masiyet ve günahlara çağıran ve bunları işlemeyi gerektiren yahut da Allah’ın ve Rasûlünün emrettiklerinden uzaklaştıran arzu ve istekleri başgösterdiği takdirde imanın gereğini yerine getirip bu arzularına karşı mücahade eden bir kimsenin ruh hali, elbette ki imanının doğruluğuna ve kuvvetine bir delildir. Şüphelerle karşı karşıya kaldığı takdirde kalbi, şüphe ve tereddütten etkilenen, arzularla karşı karşıya kaldığı vakit de masiyetlere yönelen ya da yerine getirmesi gereken görevlerinden uzak kalan kimsenin bu hali ise imanının doğru olmadığına ve bu konudaki iddiasının gerçek olmadığına delildir. Bu konuda ise insanlar, ancak Yüce Allah’ın bilebileceği çok çeşitli derecededirler. Kimisi bu konularda aşağılarda, kimisi de oldukça yukarılardadır. Yüce Allah’tan bizlere dünya ve âhiret hayatında sarsılmaz söz (kelime-i tevhid) ile sebat vermesini, dini üzere kalplerimizi sabit tutmasını dileriz. Nefislerin sınanıp imtihan edilmeleri, nefislerdeki kötülüğü iyiliklerden ayırt eden demirci körüğü mesabesindedir.