Âl-i İmrân Suresi 172. Ayet
İmran Ailesi · Medine · Sure 3 · Ayet 172/200
ٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ مِنۢ بَعْدِ مَآ أَصَابَهُمُ ٱلْقَرْحُ ۚ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ مِنْهُمْ وَٱتَّقَوْا۟ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Ellezinestecabu lillahi ver resuli min ba'di ma asabehumul karh, lillezine ahsenu minhum vettekav ecrun azim.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Âl-i İmrân Suresi 172. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
hele o, kendilerine yara değdikten sonra Allahın ve Peygamberin emrine icabet eyleyenler: mü'minler içinden bilhassa böyle ihsan ve ittika edenler için pek büyük bir ecir var
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hele yara aldıktan sonra Allah'ın ve peygamberin emrine uyanların. Müminler içinden özellikle iyilik yapıp fenalıktan sakınanlara pek büyük bir mükafat vardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Kendilerine yara isaabet etdikden sonra yine Allanın ve Peygamberin da'vetine icabet edenler, (hele) içlerinden iyilik yapanlar ve (fenalıkdan) sakınanlar için pek büyük mükafat vardır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O(mü'mi)nler ki yaralandıkları halde yine Allah'ın ve Elçinin çağrısına uydular; onlardan güzel davrananlar ve (günahlardan) korunanlar için pek büyük ecir vardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Hele o yara aldıktan sonra Allah'ın ve Resulünün çağrısına uyup gönül verenlere, hele onlar gibi ihsan ve takva sahiplerine pek büyük mükafatlar vardır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve elçisinin çağrısına icabet edenler, içlerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
O inananlar ki başlarına gelen beladan sonra Allah'ın ve Elçisi'nin çağrısına uydular. İyilik yapmada sebat edenleri ve Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanları muhteşem bir karşılık bekliyor:
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlar kendilerine isabet eden yaradan sonra da Allah'a ve Resulüne icabet edenlerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar için büyük bir ecir vardır.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Yaralanmalarına rağmen, Allah ve Resul'ünün davetine uyanlar, iyilik yapanlar ve Allah için takvalı olanlar için çok değerli bir karşılık vardır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yaralandıktan sonra bile, Allah'ın ve elçinin çağrısına karşılık verdiler. İyilik yapanlar ve sorumluluk bilinci taşıyanlar için büyük bir ödül vardır.
İbni Kesir
Kendileri yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve peygamberin davetine koşanlar, ihsan edenler ve sakınanlar için pek büyük mükafat vardır.
Gültekin Onan
Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Tanrı ve elçisinin çağrısına icabet edenler, içlerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardır.
Rowad Tercüme Merkezi
Onlar (Uhud'da) yaralandıktan sonra Allah’ın ve peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar için büyük bir ecir vardır.
Şaban Piriş
Onlar kendilerine (Uhud'ta) isabet eden yaradan sonra da Allah’a ve Rasûlüne icabet edenlerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar için büyük bir ecir vardır.
Ali Özek ve diğerleri
Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına uyanlar (özellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onlar Allah yolunda savaşa çıkmak ve Uhud savaşında yaralandıktan sonra Uhud savaşının ardından meydana gelen «Hamrau'l-Esed» gazvesinde müşriklerle savaşmak için çağrıldıklarında Allah ve resulünün emrine icabet eden kimselerdir. Yaralanmış olmaları onların Allah'ın ve resulünün çağrısına icabet etmelerine mani olmadı. Onlardan bazısı amellerini en güzel bir şekilde yapan, Allah'ın emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınıp takvalı olan kimselerdir. Onlar için Allah katında büyük ecir vardır, o da cennettir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| ٱسْتَجَابُوا | جوب | أطاعوا وقبلوا. | |||
| لِلَّهِ | أله | الله: أي المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق، وتتأله له محبة وتعظيما وخضوعا له، وفزعا إليه في الحوائج والنوائب، لما له من صفات الألوهية. والأصل في تركيبه: "إله" فحذفت الهمزة منه وعرف بال فصار "الله" وجعل علما على ذات الرب الخالق جلا وعلا. | |||
| وَٱلرَّسُولِ | رسل | الرسول من الملائكة هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله، والرسول من الناس هو من يبعثه الله بشرع ليعمل به ويبلغه، والرسول هنا هو محمد صلى الله عليه وسلم. | |||
| مِن | مِن | حرف جر، يُفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| بَعْدِ | بعد | بعد: نقيض قبل. وهو: ظرف مبهم يفهم معناه بالإضافة لما بعده ويكون منصوبا أو مجرورا مع "مِن"، وقد يقطع عن الإضافة وهي مفهومة من الكلام فيكون مبنيا على الضم. | |||
| مَا | ما | حرف مصدري يؤول مع ما بعده بمصدر. | |||
| أَصَابَهُمُ | صوب | أصابهم القرح: نالتهم الجراح والهزيمة يوم أحد. | |||
| ٱلْقَرْحُ | قرح | الجِرَاحُ، وَالأَلَمُ. | |||
| لِلَّذِينَ | الذي | الذين: اسم موصول لجماعة الذكور. | |||
| أَحْسَنُوا | حسن | أتوا بالفعل الحسن على وجه الإتقان وصنع الجميل. | |||
| مِنْهُمْ | مِن | من: حرف جر، لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| وَٱتَّقَوْا | وقي | احذروا واجعلوا لكم وقاية تحميكم وتقيكم. والتقوى: أن يجعل العبد بينه وبين غضب الله وعقابه وقاية؛ بفعل أمره وترك معصيته. | |||
| أَجْرٌ | أجر | جزاء للعمل وعوض عنه. | |||
| عَظِيمٌ | عظم | عظيم: كلمة استعيرت لكل كبير، محسوساً كان أو معقولاً، عيناً كان أو معنى. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{مِنْ بَعْدِ} إقلاب {مَا أَصَابَهُمُ} مد منفصل {مِنْهُمْ} (إظهار حلقي
{أَجْرٌ عَظِيمٌ} إظهار حلقي.