Ahzâb Suresi 7. Ayet

Gruplar · Medine · Sure 33 · Ayet 7/73

وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِيثَـٰقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ ۖ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَـٰقًا غَلِيظًا

Ve iz ehazna minen nebiyyine misakahum ve minke ve min nuhın ve ibrahime ve musa ve isebni meryeme ve ehazna minhum misakan galiza.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Ahzâb Suresi 7. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

21. cüz · PDF sayfası 18

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa'dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ve unutma o Peygamberlerden misaklarını aldığımız vakti, hele senden ve Nuh ve İbrahim ve Musa ve Isa ibni Meryemden ki onlardan ağır bir misak aldık

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Unutma o peygamberlerden kesin sözlerini aldığımız vakti! Hele senden, Nuh, İbrahim, Musa, Meryem oğlu İsa'dan ki, onlardan ağır bir söz aldık.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Hatırla o zaman" ki biz peygamberlerden misaklarını almışdık. Senden de, Nuuhdan da, İbrahimden de, Musa ile Meryemin oğlu İsadan da. (Evet) biz onlardan (öyle) sapasağlam bir misaak aldık.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Biz peygamberlerden, (verdiğimiz elçilik görevini yapmak ve hak dine da'vet etmek hususunda) kuvvetle ahidlerini almıştık, senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan, (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

(7-8) Bir vakit, Biz peygamberlerden, kuvvetli bir söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem'in oğlu İsa'dan. Evet onlardan pek sağlam söz almıştık ki vakti gelince O, sadıklara sözlerine bağlılıklarını sorsun. Kafirlere ise gayet acı bir azap hazırladı.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Hani biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Ve bir zaman Biz bütün peygamberlerden sağlam taahhütler almıştık. Senden, (ey Muhammed,) ve Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Onların (hepsinden) güçlü, sağlam bir taahhüt aldık,

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Peygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryemoğlu İsa'dan... Onlardan büyük bir söz almıştık.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Hani Biz, Nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem Oğlu İsa'dan, hepsinden sağlam söz aldık.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Peygamberlerden kesin söz aldık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem Oğlu İsa'dan da kesin söz aldık.

İbni Kesir

Hani Biz; peygamberlerden söz almıştık. Senden de, Nuh'tan da, İbrahim' den de, Musa'dan da, Meryem Oğlu İsa'dan da. Ve onlardan ağır bir misak almıştık.

Gültekin Onan

Hani biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

Rowad Tercüme Merkezi

Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsâ’dan da. Evet biz, onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

Şaban Piriş

Peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryemoğlu İsa’dan. Onlardan sapa sağlam söz almıştık.

Ali Özek ve diğerleri

Hani biz peygamberlerden söz almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da. (Evet) biz onlardan pek sağlam bir söz aldık.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

-Ey Resul!- Hani peygamberlerden yalnızca Allah'a ibadet edecekleri, hiçbir şeyi O'na ortak koşmayacakları ve kendilerine indirilen vahyi tebliğ edeceklerine dair sapasağlam bir söz almıştık. Özellikle senden, Nûh, İbrahim, Musa ve Meryemoğlu İsa'dan bu sözü aldık. Yüce Allah'ın dinini tebliğ etmede kendilerine yüklenen bu sorumluluğu yerine getirecekleri hususunda sapasağlam bir söz aldık.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَإِذْإذإذ: ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن الماضي.
أَخَذْنَاأخذالأخذ: التحصيل والحوز.
مِنَمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
ٱلنَّبِيِّنَنبأالنبيين: من اصطفاهم الله من عباده وأوحى إليهم بشريعة من شرائعه.
مِيثَٰقَهُمْوثقالميثاق: العهد المؤكد.
وَمِنكَمِنمن: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
وَمِنمِنمن: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
نُّوحٍنوحنوح: نبي من أنبياء الله عز وجل، وأول المرسلين عليه السلام، لبث في قومه ألف سنة إلا خمسين عاما يدعوهم إلى الله فأعرضوا حتى أخذهم الطوفان.
وَإِبْرَٰهِيمَإبراهيم‏إبراهيم‏: ‏هو خليل الله، اصطفاه الله برسالته وفضله على كثير من خلقه، كان إبراهيم يعيش في قوم يعبدون الكواكب، فلم يكن يرضيه ذلك، وأحس بفطرته أن هناك إلها أعظم حتى هداه الله واصطفاه برسالته، وأخذ إبراهيم يدعو قومه لوحدانية الله وعبادته ولكنهم كذبوه وحاولوا إحراقه فأنجاه الله من بين أيديهم، جعل الله الأنبياء من نسل إبراهيم فولد له إسماعيل وإسحاق، قام إبراهيم ببناء الكعبة مع إسماعيل.‏.
وَمُوسَىٰموسىموسى: هو نبي الله موسى بن عمران، كليم الله، أرسله الله إلى فرعون وقومه ليخرجهم من الظلمات إلى النور.
وَعِيسَىعيسىهو: نبي الله عيسى بن مريم، عبدالله ورسوله، وكلمته ألقاها إلى مريم، وروح منه - عليه السلام.
ٱبْنِبنوأصل الابن: الولد الذكر.
مَرْيَمَمريمهي: مريم بنت عمران، أم نبي الله عيسى - عليهما السلام.
وَأَخَذْنَاأخذالأخذ: التحصيل والحوز.
مِنْهُممِنمن: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
مِّيثَٰقًاوثقالميثاق: العهد المؤكد.
غَلِيظًاغلظميثاقا غليظا: عهدا مؤكدا مشددا.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{النَّبِيِّينَ} مد تمكين (طبيعي) وعلى القارئ أن يفصل بين

الياءين بمدة يسيرة حذرا من الإدغام أو الإسقاط {وَمِنْكَ} إخفاء حقيقي في النون

مع الكاف {وَمِنْ نُوحٍ وَإِبْرَاهِيمَ} في النونيْن إدغام بغنة للتماثل بينهما.

وفي التنوين مع الواو إدغام بغنة كذلك. وفي باء {وَإِبْرَاهِيمَ} قلقلة. وكذا باء

{ابْنِ} وفي {مِنْهُمْ مِيثَاقًا} إدغام تماثل صغير بين الميمين. وفي {مِيثَاقًا

غَلِيظًا} إظهار حلقي في التنوين مع الغين. وفي {غَلِيظًا} مد عوض حال الوقف

عليها.