Ahzâb Suresi 10. Ayet
Gruplar · Medine · Sure 33 · Ayet 10/73
إِذْ جَآءُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتِ ٱلْأَبْصَـٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلْقُلُوبُ ٱلْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۠
İz caukum min fevkıkum ve min esfele minkum ve iz zagatil ebsaru ve belegatil kulubul hanacire ve tezunnune billahiz zununa.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Ahzâb Suresi 10. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O vakıt ki hem üstünüzden gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan ve o vakıt ki gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı ve Allaha türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O zaman hem üstünüzden gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan ve o vakit gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı. Allah'a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
O vakit onlar hem üstünüzden, hem altınızdan size gelmişlerdi. O zaman gözler yılmış, yürekler gırtlaklara dayanmışdı ve siz Allaha karşı (türlü) zanlarda bulunuyordunuz.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hani onlar üstünüzden ve alt tarafınızdan gelmişlerdi, gözler (şaşkınlıktan ötürü) kaymış, yürekler (korkudan) hançerelere dayanmıştı. Allah hakında türlü zanlarda bulunuyordunuz.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
O vakit onlar hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Gözleriniz şaşkınlıktan ötürü kaymış, yüreğiniz ağzınıza gelmişti. Siz de Allah hakkında türlü türlü zanlar beslemeye başlamıştınız.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Onlar yukarıdan ve aşağıdan üzerinize geldiklerinde ve gözler(inizin) feri kaybolup yürekler(iniz) ağzınıza geldiğinde ve Allah hakkında en çelişik düşünceler aklınızdan (bir bir) geçtiğinde (neler hissettiğinizi hatırlayın):
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlar, size üstünüzden ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler dönmüş, yürekler ağza gelmişti. Allah hakkında çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Hani onlar, alttan ve üstten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz.[1]
Tefsir / dipnot (1)
Allah'ın ne yapacağına, yardım edip etmeyeceğine dair aklınızdan birçok düşünce geçiriyordunuz.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yukarıdan ve aşağıdan üzerinize geldiklerinde, gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Üstelik Allah hakkında çok sayıda yakıştırmalarda bulunuyordunuz.
İbni Kesir
Hani onlar size, hem üstünüzden hem de altınızdan gelmişlerdi. Ve hani gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti ve siz Allah hakkında çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.
Gültekin Onan
Hani onlar size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, kalpler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Tanrı hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.
Rowad Tercüme Merkezi
Hani onlar, size hem üst tarafınızdan, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Allah hakkında bir takım zanlarda bulunuyordunuz.
Şaban Piriş
Onlar, size üstünüzden ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler de kaymış, yürekler gırtlağa gelip dayanmıştı. Allah hakkında, bir takım zanlarda bulunuyordunuz.
Ali Özek ve diğerleri
Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan (vadinin üstünden ve alt yanından) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlağa geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman;
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kâfirler vadinin üst ve alt tarafından, doğu ve batı tarafından geldikleri zaman, bakışlar her şeyi bırakıp sadece düşmana kilitlendiği ve korkunun şiddetinden yüreklerin ağza geldiği zaman, Allah hakkında çeşitli zanlarda bulunuyor; bazen zaferi ve bazen de zafere ulaşamayacağınızı zannediyordunuz.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| إِذْ | إذ | ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن الماضي. | |||
| جَاءُوكُم | جيأ | أتوكم. | |||
| مِّن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| فَوْقِكُمْ | فوق | فوق: ظرف مكان يفيد الارتفاع والعلو. | |||
| وَمِنْ | مِن | من: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| أَسْفَلَ | سفل | من أسفل منكم: من تحتكم. | |||
| مِنكُمْ | مِن | من: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| وَإِذْ | إذ | إذ: ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن الماضي. | |||
| زَاغَتِ | زيغ | زاغت الأبصار: اضطربت فزعا وخوفا. | |||
| ٱلْأَبْصَٰرُ | بصر | العيون المبصرة. | |||
| وَبَلَغَتِ | بلغ | ووصلت. | |||
| ٱلْقُلُوبُ | قلب | القلوب: جمع قلب، وهو الفؤاد، سمّي قلبا؛ لتصرّفه في الأعضاء، ولكثرة تقلبه بالخواطر والمعاني ومن رأي لآخر ومن اعتقاد لآخر. | |||
| ٱلْحَنَاجِرَ | حنجر | مفردها الحنجرة: الحلقوم، وبلغت القلوب الحناجر: عبارة ترد مورد المثل لمن وقع في ضيق من أمره لا يملك الخلاص منه. | |||
| وَتَظُنُّونَ | ظنن | وتسيئون الظن. | |||
| بِٱللَّهِ | أله | الباء حرف جر، والله المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| ٱلظُّنُونَا | ظنن | الظنون السيئة بأن الله لا ينصر دينه، ولا يعلي كلمته. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{جَاءُوكُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ} مد متصل. يليه مد بدل، ثم إدغام تماثل صغير بين
الميمين، وإخفاء حقيقي في النون مع الفاء، ومثله {مِنْكُمْ} في النون مع الكاف
{وَإِذْ زَاغَتِ} يُراعى عدم إدغام الذال في الزاي، بإظهار سكون الذال وتمييزها من
الزاي، وإبراز اللسان في الذال دون الزاي. وفي باء {الْأَبْصَارُ} قلقلة. وفي
{الظُّنُونَا} تثبت الألف الأخيرة وقفًا وتحذف وصلًا حيث يُنطق بنون مفتوحة بدون
ألف.